Yoga Eğitmeni ve Beslenme Danışmanı Buket Öz ile Sohbet

Scroll down to content

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

1983 Ankara doğumluyum, sağlık meslek lisesini bitirdikten sonra, üniversitede sağlık yönetimi ve sağlık kurumları işletmeciliği eğitimlerimle lisansımı tamamladım. Sonrasında bir dönem kurumsal alanda çalıştım. Ancak sağlık ve sağlıklı yaşam her zaman ilgi alanım olduğundan, yoğun eğitim ve sonraki tüm araştırmalarımla bu konuya yöneldim. Holistik Beslenme, Diyet ve Yeme Bozuklukları, Beslenme yönetimi, Sağlıklı yaşam koçluğu diploma programları ve ketojenik & İF beslenme sertifika programları ile eğitimlerimi tamamlayarak 2017 yılından bu yana Sağlıklı Yaşam Koçu ve Beslenme Danışmanı olarak hizmet vermekteyim.

Yoga ile nasıl tanıştınız ve devamında eğitmen olmaya nasıl karar verdiniz?

Sağlıklı yaşamak adına farkındalığımın yüksek olduğu ve kendimle çalışmaktan her konuda keyif aldığım bu süreçte de insanlara dokunabildiğim, rehberlik edebildiğim anda daha iyisi nasıl mümkün diye düşünmeye ve araştırmaya başladım. Bu bir yetersizlik ya da tatminsizlik durumu değildi bu tamamen elimden gelenin en iyisini yapabilmek adına gelişim isteğiydi. Sonuçta her zaman bir adım ötesi vardır ve ona gidecek potansiyelde oluşunca her şey mümkün olabiliyor.

Yoga felsefesinin Ruh, Beden ve Zihinin iyilik halinde ve dengede olmasını amaçlaması, bana Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) sağlığı; Kişinin ruhen, bedenen ve sosyal yönden (zihni etkileyen faktörler) tam bir iyilik halinde olması şeklinde tanımlamasını getirmişti. Ve ilk dikkatimi çeken bu oldu diyebilirim. Binlerce yıllık bir öğreti yoga ve binlerce yıl önce yazılmış dokümanlarda amaçlanan sağlık ile şimdiki WHO tamda aynı şeyi amaçlamıştı ve bu benim için açıkçası hem ilginç hem de büyüleyiciydi.

Eğitimlerini almaya başlayarak Meslek alanıma yogayı da dahil edip tam bir iyilik halini amaçladım. Uluslararası Yogaaliace temel yoga eğitmen eğitimlerinin yanında Yoga terapi, Yin yoga, hatha yoga, kundalini yoga ve mindfulness eğitimlerini de tamamlayarak eğitmenlik yapmaya başladım.

“Nefesinle tanış, zihninden özgürleş, bedeninle bütünleş.” diyorsunuz. Bu cümleyle tam olarak ne anlatmak istiyorsunuz?

Nefes hayatın bize ilk hediyesidir. Nefes alırken kendimize sınırsız alan açarız aslında ve nefes verirken o alanda bize yük olan, hizmetini tamamlamış her şeyi de bırakıyor oluruz. Böyle bakınca olaya nefes alıp vermek, oksijen soluyup karbondioksit vermekten çok daha öteye gidiyor.

Gerçek nefesimizle doğduğumuz an tanışırız. Bir bebeği düşünün nefes alış verişini izleyin nefes alırken önce karnı şişer sonra göğüs kafesi, verirken önce göğüs kafesini boşaltır ve sonra karnındaki nefesi boşaltır. Ve burun kanallarında olası bir tıkanıklık yoksa her zaman nefesi burundan alır burundan verir. Yoga buna tam yogik nefes der. Akciğerlere en yüksek kapasitede oksijenin girmesini sağlayan, iç organlara sürekli masaj yapan, omurga kanalına en iyi nüfus eden temel nefes alma şeklidir.

Ancak zamanla nefesimiz sığlaşır. Yaşam telaşı, günlük hayat koşturması, belki burun kanallarındaki tıkanıklıklar belki geçirilen hastalıklarla nefesimizi de yavaş yavaş unuturuz. Nefes alıp vermeye bile vaktimiz yoktur ya da acelemiz vardır. Nefes alıp vermek artık kendiliğinden olabilecek en sığ şekilde gerçekleşiyordur farkına bile varmayız nefesin. Farkındalığımız oluşuncaya kadar kendi nefesimize ne kadar uzaklaştığımızı bilemeyiz.

İşte yoga bizi uzun, derin ve doğru nefeslerle kendi nefesimizle yeniden tanıştırır. Aslında nefesimizi sıkıştırdıkça enerjimiz de sıkışır. Alan açmak dedik ya işte alan açmaya, o alandaki gereksiz her şeyi atmayla başlarız. Bu sebeple de yoga öğretisi der ki; nefes vermek, nefes almaktan daha önemlidir. Bir şeyi bırakmadan yenisini yerine koyamazsın. Yine dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğe bakalım ilk yaptığı ağlayarak o nefesi bırakmaktır. Bu aslında nefesle başlayıp hayatın her alanında, her konuda geçerli olan bir öğretidir.

Yoga felsefesinin 2. Sutrası der ki yoga; zihni kontrol altına almaktır, hedefinde bu vardır. Zihnini kontrol altına alan zihninden özgürleşir ‘an’da olmaktır bu aslında. Yaşadığın ‘an’da ‘şimdi’de olmaktır. Zihninle, bedeninle ve ruhunla o anın tüm güzelliklerini tüm ayrıntılarını fark ederek yaşamaktır.

Zihnimiz genellikle kontrolümüzün dışında ve ruhumuzu da bedenimizi de yönetir durumdadır. Ya geçmişin yaşanmışlıkları karmaşası ya geleceğin kaygısı, endişesi içindedir. Pozitiflik ya da negatiflik vardır zihinde bu da insanın potansiyelini fark etmesini ve ortaya koymasını engelleyen temel faktörlerdendir.

Korkularımız, kaygılarımız, daha mutlu olmak için çabalarımız, kendimize koyduğumuz engellerimiz, amalarımız, eğerlerimiz, keşkelerimiz, doğrularımız ve yanlışlarımız hepsi zihnin kontrolünü fazlaca kaybettiğimizdendir. Zihin vardır ve işler sağlıklı ve kontrol altındaki zihin düşünür, plan yapar, uygular, korur ancak kontrolü ele alamamışsak hepsi ters işleyişe geçebilir. Zihni yavaşlatmadıkça hem bedenen hem ruhen de yorgun düşeriz. Örneğin bir kitap okurken ya da güzel bir film izlerken, yarın ne yemek yapacağımı düşünmek, iki gün sonraki toplantıyı kurgulamak ya da önceki gün tartıştığın arkadaşınla diyaloğunu onun yaptıklarını düşünmek yani bir geçmişte bir gelecekte savrulup giderken o an o kitabın, filmin keyfinden büyüsünden belki de bilgisinden kendimizi alıkoymuş olduğumuz kesindir. Kendimize ayırmış olduğumuz o anın kıymetini bile anlayamadan yorgun düşeriz. Bu güzel bir yemek yerken de, muazzam bir tarihi mekân gezerken de böyledir. Ve ne yaparsak yapalım eksik ve tatmin olmamış hissederiz. Ruhumuzu besleyemeden yaşamak diyorum ben buna.

Peki nasıl kontrol altına alınır ve özgürleşilir kısmında öncelikle ilk olarak farkındalık ve her yoğun düşünce dalgasında bilinçli çaba ile kendimizi o ‘an’a getirmeye çalışarak başlayabiliriz. Yani ilk etapta farkındalıkla bir çaba göstererek yavaş yavaş kısa süreli de olsa kontrolü elimize alabiliriz. İkinci olarak ve daha etkili bir yöntem kısmında da bedenimiz girmeli devreye.

Bedenimiz muazzam bir yapıda ve esneklik potansiyelindedir. Bir söz vardır ve der ki; bedenini kontrol altına aldıkça zihnini de kontrol altına alırsın. Beden esnedikçe zihin de esner katı kuralları amaları eğerleri esnetebilir. Aslında bana göre tam tersi de doğrudur zihnini kontrol altına alabilen bedenini de alabiliyor. Korkular, endişeler kaygı zihnin yanılsamasıdır ve düşmekten, sakatlanmaktan, ölmekten kontrolsüzce korkmayınca hareket alanına muazzam etkide bulunabiliyorsun. Burada bahsettiğim tedbirsizlik ya da bilinçsiz hareket etmek değildir. Aksine potansiyelinin farkında olmak ve onu en iyi şekilde ortaya koyabilmektir.

Yogada asanaların asıl amacı bedeni ve hatta omurgayı meditasyona hazırlamaktır. Zaten asana duruş demektir, meditasyon duruşu da denilir. Daha sonra Hatha yoga kitabı ile çeşitli asanalar ve teknikler geliştirilmiş ve esnekliğin muazzam şekilde ortaya koyuluşunu göstermiştir.

Bedenin esnemesi omurga disk aralıklarının, eklem boşluklarının açılması ve kasların uzayıp güçlenmesi ile insan bedeni ile ruhunu bütünleştirebiliyor. Ve kendini bir bütün olarak gerçekleştirebildiğinde tüm potansiyelinle kendini ortaya koyup bedeninin sınırlarını keşfedebiliyorsun. Zihnin dinginliğini, ruhun tatminini bu noktada hissedince ruh beden ve zihnin iyilik hali ve dengede oluşu bu noktada başlıyor.

Başlıyor diyorum çünkü bu bir yolculuk, bir süreçtir. Yogada varılacak bir yer yoktur, yogada olmak vardır. Deniyor olmak, yolda olmak, sürdürüyor olmak, yürüyor olmak. Yolu bitirmek için yürümediğinde yoldaki tüm güzellikleri, ayrıntıları ve hediyeleri fark etme kabul etme fırsatın olur. Yine bu sebeple yogada mükemmel de yoktur, yapabildiğinin en iyisi elinden gelenin en iyisi ile yapmışsan senin kendi mükemmelindir. Elinden gelenin en iyisi ile yapmışsan kısmı önemlidir disiplin gerektirir.

Yogada her asananın bir ismi olması da tesadüfi değildir. Her poz bedenimizle yaptığımız her hareket hem zihnimize, hem ruhumuza pozun öğretisini verirken hem de pozun kendi enerjisine uyumlanmamızı sağlar. Üstelik pozu yaparken adını, anlamını ya da mitolojik hikayesini bilmemize de gerek yoktur pranic kanallarımızdan ve çakralarımız aracılığıyla o pozu bütünsel olarak alırız hayatımıza. Örneğin yoganın en temel asanalarından biri olan virabhadrasana II (savaşçı 2) pozu, bize savaşta ve barışta, iyide ve kötüde, övgüde ya da yergide, olumsuzda ya da olumsuzda aynı kalabilme potansiyelimiz olduğunu hatırlatır. Geçmişte ya da gelecekte olmadan şu anda ve duruşunu iç bir sebebe göre bozmadan durabilmeyi öğretir. Bu pozda bu yaşanır, hissedilir ve o potansiyel fark edilir.Bedenimizle böyle bir bütünlük ve uyum içinde olmak muazzam bir histir.

Hem zihinsel hem de fiziksel anlamda sağlıklı bir yaşam adına ne önerebilirsiniz?

Öncelikle farkındalığımızı arttırmak çok önemli. Yediklerimizin farkında olmak, düşüncelerimizin farkında olmak, davranışlarımızın farkında olmakla başlıyor her şey. Önceleri çaba göstererek başlayabiliriz bu konuda ama zamanla o farkındalık çabasız olarak gerçeğimizi yansıtacaktır.

Meditasyon yapmak , nefes çalışmak zihinsel olarak yavaşlamaya ve sakinleşmeye yardımcı olacaktır.

Beslenmemiz sağlıklı yaşamak konusunda en büyük yere sahiptir. Ne yersen osun sözü bu anlamda gayet açıklayıcı. Bedende kusursuz işleyen bir sistem var ve dışarıdan bedenimize yakıt olarak aldığımız her şey ekstra önem taşıyor. Beslenmenin ruhsal ve zihinsel durumumuzu da önemli ölçüde etkilediğini de düşünürsek hepsinin bir bütün olduğu görebiliriz.

Kendine bütün olarak iyi bakmak, daha iyi hissetmene sebep olur. Daha iyi hissettikçe de daha iyi görünürsün, enerjin ve bakış açın değişir ve hayatına da iyi şeyleri çekmeye başlarsın. Her sey insanın kendisi ile başlıyor.

Söz konusu sağlıklı yaşam olunca beslenme için ayrı bir başlık açılması gerekiyor sanırım. Nasıl bir beslenme şekli önerirsiniz?

Beslenmede öncelikle çöp gıda denilen paketli, şekerli ve hazır gıdaları çıkarmak elzem bir durumdur. Sağlıklı karbonhidratlar da dahil karbonhidratı minimum seviyede tutmak, yeterli protein ve dengeli sağlıklı yağ ağırlıklı beslenmek benim önerebileceğim yegane beslenme şeklidir.

Ketojenik beslenme konusu daha hesaplama ve kontrol gerektirse de temelinde minimum karbonhidrat, orta seviyede protein ve oransal olarak karbonhidrat ve proteine göre biraz daha fazla yağ kaynaklı beslenmek vardır. Ve karaciğerin keton üretimini arttırarak bedenin depo yağları enerji için yakıt olarak kullanmasını sağlarız. Ve bu şekilde hem daha enerjik hissederiz hem de ilk olarak iç organlar çevresindeki depo yağlardan yakmaya başlarız. Ketojenik beslenme sınırları net olan disiplin takip ve kontrol gerektiren bir beslenme şeklidir.

Sonraki önemli konu da aralıklı oruç (inter mitten fasting) yapmaktır. 24 saatlik gün döngüsünde belli saatler arasında hiç kalori almayarak hem beslenmeyi kontrol altında tutmak hem de sindirim sistemini dinlendirmek gerekir. Saat 18.00’den sonra kalori değeri olan bir şey yiyip içmemek önemlidir. Ayrıca uzun açlıklarda bedene gerekli enerjiyi de yine depolardan kullanmasını sağlatırız. Burada sirkadiyen ritime de uygun planlarsak beslenme saatimizi ve sistemimizi hormonal iyileşmelerle daha sağlıklı ilerleyebiliriz.

Sirkadiyen ritim nedir?

Vücudun biyolojik saati diyebiliriz. 24 saatlik döngüde bedenimizin, hormonlarımızın, sindirim sistemimizin çalışma ritmidir aslında. Örneğin vücutta sindirim işlemi yaklaşık saat 21.00 gibi tamamen durur ve midemizdeki besinlerin tamamen sindirilmesinin de yaklaşık 3 saat zaman aldığını düşünürsek son öğünümüzü en geç 18.00’de yapmalıyız ki 21.00’e kadar midedeki sindirim tamamlanmış olsun. O saatten sonra yediğimiz her şey midede kalacak ve ertesi güne kadar çürüyüp çöp besine dönüşecek belki de toksik etki yaratacaktır. Bu şekilde düşünebiliriz.

Adrenalin hormonu en verimli ve en yüksek seviyede olduğu zaman aralığı 17.00 ile 18.00 arasıdır der sirkadiyen ritim yani spordan özellikle performans gerektiren sporlardan en büyük verimi ve performansı o saatlerde elde ederiz.

Ve melatonin salgısının başlaması ile sağlıklı bir uyku en gece 23.00’de başlamış olmalı der. Sabah da güneşin ilk ışıkları ile uyanmak mutluluk hormonunu arttırdığı için güne erken başlanmalı der.

Şunu da sorayım. Egzersiz her saatte yapılabilir mi yoksa bunun için ideal saatler bulunuyor mu?

Egzersiz bana göre her an her saat mümkün. Harekette bereket var derim. Dolu bir mide ile olmadığı sürece fırsat bulunan her an yapılmalı ancak performans gerektiren ağır ve programlı egzersizlerde sirkadiyen ritime göre programımızı yapabilirsek verimi arttıracağımız kesindir.

İşinizin zor yanları nelerdir?

Açıkçası zor diyebileceğim bir yanı yok. Yani severek yaptığım için sanırım. Ancak yogada da beslenme konusunda da disiplin ve uygulama olmadan yol almak maalesef çok mümkün olmadığından bazen ne yaparsak yapalım ilerleme kaydedilemiyor. Kişi ben bir şey yapmayayım konfor alanımdan çıkmayayım ama hedefime de ulaşayım anlayışında olduğunda verimli alınamıyor.

İşinizin keyifli yanları nelerdir?

Evet keyifli yanları oldukça fazla diyebilirim. Öncelikle insanlarla çalışmak, iletişim halinde olmak, yaşamlara, karakterlere şahit olmak ve olumlu yönde hayatlarına dokunabilmek benim için gerçekten paha biçilemez. En keyifli tarafı bu benim için. Beslenme konusunda kişinin sağlığına adım adım gidişine katkıda bulunuyor olmak ve bunu tabiri caiz ise omuz omuza birlikte yapmak emek emek gitmek çok keyifli.

Yogada ister fiziksel olsun isterse daha meditatif şekilde ilerlesin her şekilde bir farkındalık ve iyileşme oluşturmak ve bunu yine birlikte yapıyor olmak aynı şekilde keyifli. Yogada bir de şöyle bir durum var hocam şöyle demişti kaç tane yoga eğitmeni varsa o kadar da yoga şekli vardır. Kalıpları yok kendi tarzını oluşturup kendi akışını belirleyip devam ediyorsun. Bu işimin en sevdiğim yönü diyebilirim.

İşinizle ilgili en büyük motivasyonunuz nedir?

Motivasyon harekete geçmek için anlık bir etki yaratan kısa süreli ve de dış etkenlere bağlı olarak sürekli değişebilen bir mekanizmadır. Bu sebeple her zaman motivasyon aramak ya da motivasyon beklemek hiçbir zaman işe yaramayacaktır. Çünkü her motivasyonun düştüğünde başa dönersin. Hava kötüdür düşer, arkadaşınla tartışırsın düşer, tartıda eksi görmezsin düşer, güzel bir müzik dinlersin artar gibi hep dışarıdan gelen etkenlere bağlarız. Peki ne yapmalı? Tabii ki disiplin sağlanmalı. O ilk harekete geçiren motivasyonla başlayıp onu disipline ettik mi o zaman kırılmaz zincirler oluştururuz. O zaman o motivasyonun da değeri büyük olur. Disiplin biz istemedikçe hiçbir dış olaydan kişiden etkilenmez çünkü bilirsin yapman gerekiyordur her koşulda da yaparsın. Sürdürülebilirlik ancak böyle gelir hayatımızın her alanında belli bir disiplin varsa o işte başarı kaçınılmazdır.

Bir şeyi, özellikle yapmak istediğin bir şeyi eğer hayatta bir kişi bile yapabilmişse demek ki sen de yapabilirsin. Yapılabiliniyor. İşte en muhteşem motivasyon ilk hareket noktası buradan gelir bana. Sonra tabii ki disiplinle devam ettirerek yapmak istediğin her ne ise adım adım gidersin ve belki yolda daha iyisini yapacak fırsatları ve gücünü bile bulursun. Yola çıkmadan yol görünmez.

Sizin için başarı ne anlama geliyor ve en büyük başarınızı ne olarak görüyorsunuz?

Başarı çok göreceli bir durumdur. Bana göre herhangi bir konuda elinden gelenin en iyisini tüm potansiyelini ortaya koyarak yapmak o konudaki başarıdır. Ve ruhunun beslendiği kendini tam bütün hissettiğin her iş başarının anahtarını en başından eline verir. Sonuca odaklanmadan yapabileceğinin en iyisi ile yola devam etmek yani.

Benim en büyük başarım kendimi bu farkındalığa ulaştırmış olmam ve bu iç huzurla yola devam ediyor olmamdır. Referansım her zaman kendim olmuşumdur ve hep önce kendimle çalışarak ilerlemiş olduğumdan bu alandaki attığım her adım yeni bir başarı benim için.

En güçlü yönleriniz nelerdir?

Çok iyi bir gözlemciyimdir. Olaylara çözüm odaklı yaklaştığımdan kaynaklanıyor sanırım. Öylesine konuşmam insanlarla ya da öylesine dinlemem ya da öylesine yaşamam hayatı. Gözlemlerim sebep sonuç ilişkisi kurarım çözüm odaklı düşünmemden kaynaklı sanırım. Sebebini bildiğin her şeyin bir çözümü vardır diye düşünürüm.

Ve kendimle çalışmayı çok severim, önce kendimle çalışırım, önce deneyimlerim sindiririm gözlemlerim bu sebeple referansım hep kendim olmuşumdur. Bu cesarettir aslında insanın kendi ile yüzleşebilmesi kendi ile çalışabilmesi kimseyi sebep veya suçlu görmeden, kendini kendinin en iyi versiyonuna getirmeye çalışması büyük cesarettir.

Son olarak merak ve öğrenmeye aşığım bir şeyi merak edip ilgi alanıma almışsam didik didik araştırır ve konu hakkında her bilgiyi değerlendirip kendi görüşlerimi oluştururum. Körü körüne tek bilgiye inanıp kalmamak olumlu olumsuz her yönü ile ele alıp kendi fikrini oluşturmak ve sonra da tecrübe etmek ruhumu besleyen bir durum diyebilirim.

Online, yüz yüze eğitim ve danışmanlık hizmetlerinizde süreç nasıl ilerliyor?

Ketojenik&İF beslenme ile ilgili danışmanlık ve rehberlik hizmetim online olarak, bire bir ve haftalık takiplerle 7/24 iletişim halinde olarak günlük yaşam tarzına ya da değişikliklerine uyum sağlayarak da danışanlarımla birlikte yol alıyoruz.

Yogada online grup derslerim ve yine bire bir özel derslerim aylık olarak açtığım online sınıflarımda zoom üzerinden devam ediyor.

Ayrıca DEFACTOFİT ile güzel bir iş birliği içerisindeyiz. Tamamen ücretsiz Defactofit platformunda uygulamalı yoga videolarımla isteyen herkes her seviyede yoga yapabiliyor.

Yüz yüze eğitimlerde şu anda Beylikdüzü Belediyesi’yle ücretsiz yoga ile tanışma workshopları düzenliyoruz keyifli ve verimli dersler yapıyoruz. Ne kadar çok insana ulaşabilirsem ve hayatlarına naçizane dokunabilirsem o kadar keyifli bu iş benim için. Bu sebeple bu tür etkinliklerde sık sık yer almayı teklifleri değerlendirmeyi seviyorum.

Bundan sonrasına yönelik hedefleriniz var mı?

Yapmayı istediğim şeyler ve bu konuda niyetlerim var diyeyim. Ve niyetlerimi gerçekleştirmek için attığım her adımın yolumu biraz daha aydınlattığına inanıyorum. Olabildiğince çok insana fayda sağlamak, belki bütüne katkıda bulunmak en öncelikli hedeflerimden birisi.

Röportajımızı okuyanlara son olarak ne söylemek istersiniz?

Yaşamımız aslında bizden ibaret, suç yok, suçlu yok, mağdur yok, kurban yok. Cesur olun derim. Kendinizle çalışmaktan kendinizin en iyi versiyonunu ortaya çıkarmak için engel olarak gördüğünüz her şey ile yüzleşmekten korkmayın.

Yoga Eğitmeni & Beslenme Danışmanı Buket ÖZ

https://www.instagram.com/buket.oz_health

*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin