Prof. Dr. Neslihan Demirbaş ile Sohbet

Scroll down to content

Sizi tanıyabilir miyiz? 

Trabzon’da ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim (yılı bende saklı). Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Kimya okudum ve akademisyen olmaya karar vererek aynı üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktoramı tamamladım. Halen Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi Profesör olarak görev yapmaktayım. Meslektaşım Prof. Dr. Ahmet Demirbaş’la evliyim ve biri erkek diğeri kız iki evlat sahibiyim.

Başarılı bir akademik kariyeriniz, kimya bilimi üzerine yoğun çalışmalarınız var. Tüm bu tempoda yazma hikayeniz nasıl gelişti? 

Yazma isteği kendimi bildim bileli içimde vardı. Ama gerek annelik ve gerekse akademik çalışmanın yarattığı zamansızlık yüzünden hep içimde saklı kaldı. Hatta yoğun tempo içinde kafamdan uçup gitti diyebilirim. Arada bir “bir zamanlar roman yazmak istiyordum, kafamda birtakım kurgular vardı,” diye aklıma gelecek olsa “bunca işin gücün arasında hiç olacak iş mi?” diye içimden geçiriyordum. Çünkü kimya sadece laboratuvarda çalışılabilen bir bilim dalı, alıp eve götürme şansınız yok. Evde çalıştığımız kısımları da var elbette. Projelerin hazırlık aşamaları, deney verilerinin değerlendirilmesi veya bir yayının kaleme alınması gibi laboratuvar ortamı gerektirmeyen kısımları evde çalıştığımız olmuştur. Ve bir gün bu dünyanın başına “pandemi” diye tuhaf bir olay geldi ve herkes gibi evlere kapandık. Laboratuvarlara giremedik, çünkü o dönemde projelerde görev yapan yüksek lisans ve doktora öğrencileri de kendi evlerine gittiler. İşte o zaman, ilk gençliğimden beri içimde saklı duran “roman yazma isteği” laboratuvara girememenin hayatımda oluşturduğu boşluğu fırsat bilip gün yüzüne çıktı diyebilirim. Aslında o dönemde de tamamen bilimden uzak değildim. “Chambidge Schoolar Publishing” isimli yayınevinin isteği üzerine ortak yazarlarla birlikte bir organik kimya kitabı kaleme alıyorduk. Onunla eş zamanlı olarak “Tutsak Yürekler Vadisi”ni de yazmaya başladım. Aslında bu romanı yazmak, organik kimyanın ağır konularından biraz uzaklaşıp kafamı dinlemek veya içimdekileri dökmek oldu benim için. Bu yöntem bana öyle iyi geldi ki, sonraki iki romanımı, “Vefa Mevsimi” ve “Yalancı Sonbahar”ı yazarken de eş zamanlı olarak yeni bir Organik Kimya kitabı kaleme aldık.

Tutsak Yürekler Vadisi, Vefa Mevsimi ve Yalancı Sonbahar adlı üç romanınız mevcut. Bu romanların konularından ve ortaya çıkış süreçlerinden biraz bahsedebilir misiniz? 

Üçü de birbirinden bağımsız konular ve aslında birkaç cümle ile anlatmak zor, okumak gerek. Çok genel anlamda şunu söyleyebilirim, hayatımız aslında bizim tercihlerimizle, kendimiz için yaptığımız seçimlerle güzelleşiyor veya çıkmaz yollara giriyor. İlk roman olan “Tutsak Yürekler Vadisi”nde, bu ülkenin başına uzun yıllar bela olan terör ve onun insanlara neler yaptığı konu alınmıştır. Eh ben de yaşını başını almış biri olarak medya aracılığıyla da olsa terör denen illetin sonuçlarına yakından tanık oldum ve kitabın konusu böyle oluştu. Yazmak için çok uzun yıllar bekledim ama belki de bu, belli bir hayat tecrübesi edinmek ve hafızamda çok farklı kurguların birikmesi için gerekliydi, bu yılların yaşanması gerekiyordu. Gençlerle karşılaştırıldığında çok daha fazla şey yaşadığımız kesin. Aslında romanların konusu için uzun uzadıya düşünmedim diyebilirim. Yazmaya başlayınca gerisi kendiliğinden geliyor. Ama bu, olayların hiç değişmediği anlamına gelmiyor elbet. Roman, yazım aşamasında birçok kez evrimleşiyor, en azından benim için öyle.

Yazmak ve daha özelde roman yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Bu güne kadar roman dışında yetmişe yakın makale kaleme aldım, iki organik kimya kitabı bir de kitap bölümü yazdım ama onlar tamamen bilimsel yayınlardı ve yazdığınız her bir cümleyi kanıtlamak zorundasınız, deney sonuçları veya bilimsel veriler dışında katacağınız bir şey yok. Makalelerinizdeki yorumlar bile deney verilerinin değerlendirilmesi şeklindedir. Halbuki roman öyle mi? Her ne kadar etrafınızda ya da dünyada olup bitenlerden etkilenseniz ya da esinlenseniz de tamamen sizin hayalinizin bir ürünü. Bir bakıma içinizi dökmek gibi. Şimdi ismini hatırlamadığım yabancı bir yazar “kitap yazarken Tanrı oluyorum” demiş. Elbette ki kast ettiği gerçek Tanrı olmak değil. Ama roman yazarken bütün karakterlerin hayatını, yaşadıklarını siz belirliyorsunuz ve biri çıkıp da “hayır, kitaptaki o kişi bütün bunları yapmadı veya başka şeyler yaptı,” demiyor.

Bundan sonrası için hedefleriniz, hayalleriniz, gerçekleştirmek istedikleriniz nelerdir?
 
Bundan sonra da hayatımın şimdi olduğu gibi devam etmesi tek dileğim. Elbette ki büyük anne olmak istiyorum, o ayrı. Onun dışında Kimya bilimi benim hayat tarzım ve elimden geldiği sürece bu bilime katkı yapmayı sürdürmek istiyorum. Roman yazmayı da çok sevdim. Yazmaya devam edeceğim. Sadece okuyucuya ulaşmanın bu kadar zor olduğunu tahmin edememişim. Zaten çok az sayıda olan “okuyan insanlar”ın ünsüz yazarları okumayı tercih etmediklerine üzülerek tanık oldum. Sayıları az da olsa, kitaplarımı okuyanlardan çok güzel yorumlar alıyorum ve bu da motivasyonumu diri tutup beni yazma konusunda cesaretlendiriyor.

Eklemek istedikleriniz var mı? 

Şunu söylemek istiyorum: Yazma işini çok uzun yıllar erteledim hatta bir ara beynimden çıkardım derken utanarak söylüyorum okumayı da bırakmıştım. Sadece kendi işimle ilgili makaleler ve kitaplar okuyordum. Bunun için bahanelerim vardı ama şimdi uzun uzun söz etmeyeceğim. Öyle ki “ben artık mesleğim dışında bir şey okuyamam, okuma yeteneğimi kaybettim,” diye düşünürken Allah başımıza pandemiyi verdi, bu sayede boşluk bularak okumaya başladım. Şimdi dünyamın genişlediğini hissediyorum. Okumak beni mutlu ediyor, huzur buluyorum. Gerçekten de okumanın yaşı yokmuş. Okumaktan vazgeçenlere duyurulur.

nesli.kitap@gmail.com

https://www.instagram.com/kitapnesli_

*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin