
Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Hamza Kızılırmak. 30 yaşındayım. Aksaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunuyum. Anadolu Üniversitesi İnsan Hakları alanında tezsiz yüksek lisansımı tamamladım. Aynı zamanda yazarlık da yapmaktayım. Genellikle roman, hikaye, tiyatro gibi alanlarda yazıyorum. Bugüne kadar toplamda dört adet romanım çıkmıştır. Bunlar: Kanlı Oyun, Sen Bana Haramsın, Agdaryus’un Savaşçıları: Beklenen Kehanet ve son çıkan kitabım Can’ımdan Öte. Halen de yazmaya devam etmekteyim. Şu an bir ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memuru olarak çalışmaktayım. Kırşehir’de yaşamaktayım.
Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?
Edebiyat, aslında her zaman içimde saklı olan bir duyguydu. Sürekli kafamda hayaller kuruyordum ve bu hayallerin artık yazıya dökülüp can bulmasını istiyordum. Bu da ilk olarak lise dönemlerinde almış olduğum klavye dersleri ile başladı. On parmak yazmaya başladıktan sonra içimde bir yerlerde kitap yazmam gerektiği kanaatine varıyordum. Sürekli aklıma gelen hikayelerden bir şeyler karalamaya başladıkça artık yazmaya ilk adımımı atmış oldum. Böylelikle ilk kitabımı çıkarmış oldum.
Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazmak, ruhuma iyi gelen bir şifa kaynağıdır. Yazdıkça iyileştiğimi ve kendimin şifalandığını hissediyorum.
Yazmak benim için içimde tuttuğum duyguların dışa aktarımıdır. Yazdıkça iyi hissediyorsun ve her yazdığında hayal dünyan biraz daha zenginleşiyor. Etrafında gördüklerin, farklı insan karakterleri, çevrende yaşananlar, toplumun değer yargıları gibi tüm konular içimde bir şeyleri harekete geçiriyor. Bazen insan çok şey söylemek ister ama dile getiremez ya da dile getirmek ister ancak bunu belki de istediği şekilde ifade edemeyebilir. Ancak yazdığım zaman bunları daha güzel ifade edebildiğimi ve bazen söylemek istemediklerini bu şekilde söyleyebildiğini ya da söylenmemesi gereken şeylerin bu şekilde dile getirilerek insanların etkilenmesini istiyorum. Yazmak benim için aynı zamanda bir tutku. Yazdığım zaman içimde hissettiğim bütün duyguları oraya aktarabiliyor ya da yazdığım zaman kendimi daha özgür hissedebiliyorum. Çünkü insan bir şeyleri sözlü olarak söylediği zaman bazen yanlış anlaşılabiliyor ya da söyledikleri şeyler yüzünden suçlanaabiliyor ancak bunları yazıyla dile getirdiğin zaman belki de daha anlaşılır olabilmekte ve anlatabilmenin bir sınırı olmadığı kanısına varabiliyorsun. Bundan dolayı yazdığım zaman kısıtlayıcı hiçbir şeyin olmaması beni bu anlamda tatmin edebilmekte. Bu yüzden yazmak benim için ucu bucağı gözükmeyen bir okyanus gibidir. Sanki sonsuz bir girdabın içine kapılmışcasına istediğin yere sürüklenebiliyorsun ve bu sana kimsenin anlayamayacağı eşsiz bir tatminkarlık veriyor.

Üretken bir yazarsınız. Can’ımdan Öte, Sen Bana Haramsın, Agdaryus’un Savaşçıları: Beklenen Kehanet, Kanlı Oyun kitaplarınızdan bahsedebilir misiniz?
Kanlı Oyun, yazdığım ilk romandır. Roman eski bir dönemde bir sarayda geçmektedir. Kitap, bir annenin kızının hayatını kurtarması için başlattığı bir mücadeleyle başlıyor. Bu mücadele daha sonra entrika ve taht mücadelesiyle büyük bir savaşa dönüşüyor. İkinci romanım olan Sen Bana Haramsın ise Gaziantep ve İzmir’de geçen bir aşk hikayesini konu alıyor. Ana teması aşk hikayesi olsa da içinde diğer karakterlerin hikayelerini barındıran duygu yüklü gerçeğe çok yakın bir hikayedir. Üçüncü romanım olan Agdaryus’un Savaşçıları, seri şeklinde yazdığım serinin ilk kitabı olan fantastik bir kitaptır. Roman, fantastik bir diyarda geçmektedir. Bu diyarda, altı Türk gencinin yaşamış oldukları maceraları anlatan ve bu mücadelede başlarına gelebilecek fantastik olayları konu alan bir romandır. Dördüncü ve son çıkan kitabım ise Can’ımdan Öte, bir aile temasını konu almasının yanında iki kardeşin hikayesine odaklanır. Aile ve kardeşlik öyküsüne vurgu yapan kitapta sadakat, ihanet, kardeşlik gibi temel değerlere vurgu yapılmaktadır.
Yazar olmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?
Yazar olmak isteyenler, gerçekten bir şeyleri hissediyorlarsa bunları kaleme almaktan asla korkmayın ve içinizdeki sese kulak verin. Şunu unutmayın ki illa popüler değilim, ünlü olmadım kimse beni tanımıyor ya da çok satanlara girecek bir kitabım olmayacakmış diye düşünmektense içinden gelen o duygulara engel olmadan yazmaya devam edin ve harekete geçin. Her şeyin bir zamanı var o gün geldiğinde hak ettiğiniz değeri zaten görmüş olacaksınız. Bu yüzden geç kalmadan ayağa kalkmanın zamanı çoktan geldi. Çünkü hayat çok kısa ve içinizden gelen bir şeyleri yapmak için de çok fazla zamanımız yok o yüzden bir şeyleri yapmak için çabalamayı ve bunun için emek vermeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin. Şuna inanıyorum ki emeğin olduğu her yerde gerçek bir değer ve büyük bir özveri vardır. Yeter ki hiçbir zaman pes etmeden emin adımlarla o yolda yürümeye devam et ve bu yolda yürürken kimsenin seni yıldırmasına ve hayallerinin önüne geçmesine asla izin verme. Şunu unutmayın ki herkes her şeyi konuşur ancak her konuşan dolu konuşmaz bu yüzden boş konuşanlara, yazarak en büyük cevabı verebilirsiniz.
Bundan sonrası için hedefleriniz nelerdir?
Yazmaya yine her zamanki gibi devam edeceğim. Kendimi daha çok geliştirerek daha iyi hikayeler ve daha iyi eserler yazmak istiyorum. Kitaplarımın daha çok okuyucuya ulaşmasını ve daha çok kişinin okuyarak okudukları hakkındaki yorumlarını benimle paylaşmalarını istiyorum. Kitaplarımın tanınması ve iyi yerlere gelmesi için bu uğurda çalışmalarını yürüteceğim. Yazarlık konusunda kendimi geliştirerek ileriki zamanlarda daha farklı ve ilgi çekici hikayelerle dolu yeni eserlerimi okuyucularıma ulaştırmak istiyorum. Ayrıca eserlerimin ileriki zamanlarda dizi ya da film olmalarını da çok isterim.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Herkes, kitaplarımı okuyarak kendilerinden bir parça bulabilecekleri hikayelerin olduğunu göreceklerdir. Çünkü okumaya başladıklarında görmüş olacaklar ki sadece bir kitap okumuş olmayacaklar aynı zamanda aynaya bakmış olacaklardır.
Röportaj için çok teşekkür ediyorum.
https://www.instagram.com/hamza_kzlrmkyazar
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.