
Duygu Hanım, sizi tanıyabilir miyiz?
Elbette. Ben Duygu Ekinci. Lisans eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi alanında tamamladım. Uzun süredir hem bireysel hem de toplumsal ölçekte çocukların gelişim süreçlerine katkı sunmak adına farklı projelerde yer alıyor, ailelerle ve eğitimcilerle birlikte çalışıyorum. Her çocuğun eşsiz bir dünyası olduğuna inanıyor, bu dünyayı anlayabilmek için kalpten ve bilimden yana bir yol izliyorum.
Neden çocuk gelişimi?
Çocukların gözündeki merak, bir dünyayı baştan kurabilecek güçte. Onların büyüme serüvenine eşlik etmek, gelişimlerini desteklemek ve potansiyellerini fark etmelerine yardımcı olmak benim için sadece bir meslek değil, bir yaşam amacı. Çocuk gelişimi; bilimsel bilgiyle duygusal sezgiyi, sabırla yaratıcılığı harmanlayan bir alan ve bu bütünlük beni her zaman cezbetmiştir.
Çalışma alanlarınız nelerdir?
0-18 yaş grubu çocukların gelişimsel değerlendirmeleri, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve özel gereksinimli çocuklarla destekleyici çalışmalar yürütüyorum. Aynı zamanda eğitim kurumlarında öğretmen ve veli eğitimleri düzenliyor, sosyal sorumluluk projeleriyle dezavantajlı bölgelerde çocuklara ulaşmayı hedefliyorum.
Size en çok hangi problemlerle başvuruyorlar?
Son yıllarda duygusal regülasyon problemleri, dikkat eksikliği, kardeş kıskançlığı ve teknoloji bağımlılığı çok sık karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra ebeveynler, çocuklarıyla etkili iletişim kurma, sınır koyma ve davranış problemleriyle baş etme konusunda da sıkça destek istiyorlar.

Çocuklarıyla sağlıklı ilişki kurmak isteyen ebeveynler genel olarak nasıl bir iletişim dili geliştirmeli?
Çocuklarla iletişimde en temel ihtiyaç “duyulmak” ve “görülmek.” Yargılamadan dinleyen, duygusunu anlamaya çalışan, tepkisel değil bağ kurucu bir dil geliştiren ebeveynler, çocuklarının güven duygusunu pekiştirir. “Ne söylediğimiz” kadar “nasıl söylediğimiz” de çok kıymetli. Empatik, açık ve sabırlı bir iletişim dili, çocukla aradaki köprüyü güçlendirir.
Ergenlik insan yaşamında önemli bir nokta. Ergenlerle iletişim çok daha zor olabiliyor. Onlarla iletişim kurarken nasıl davranılmalı peki?
Ergenlik dönemi; kimlik arayışının, bağımsızlık isteğinin ve duygusal fırtınaların yoğun yaşandığı bir süreç. Bu dönemde ebeveynlerin görevi, onların kendi yollarını bulmasına alan tanırken, sınırları sevgiyle koruyabilmek. Tepki değil rehberlik, denetim değil destek önemli. Unutmamalıyız ki ergenler her ne kadar mesafe koyuyor gibi görünseler de, içten içe en çok anlaşılmayı ve kabul görmeyi isterler.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Her çocuk bir hikâye ve biz yetişkinler o hikâyenin hem tanıkları hem de yön vericileriyiz. Daha huzurlu, anlayışlı ve sağlıklı bir toplum; çocuklukta kurulan bağlarla, duyulan güvenle ve gösterilen sevgiyle mümkün. Bu yolculukta her çocuğa temas eden yetişkinin rolü çok kıymetli. Onlara sadece iyi bir gelecek hazırlamak değil, bugünde iyi hissettirmek en az o kadar önemli.
https://www.instagram.com/cg_duygu
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.