Sizi tanıyabilir miyiz? 

Merhaba, Gamze Apaydın. 1989 Tekirdağ doğumluyum. 2016 yılında başladığım yazma serüvenime son 5 yıldır da tiyatroyu ekledim. Tekirdağ Süleymanpaşa Belediye Konservatuarı’nda başladığım eğitimim üzerine tiyatro ve yazarlık alanında pek çok eğitim aldıktan sonra üretmeye ve öğrendiklerimi paylaşmaya başladım. Şu an hem drama eğitimleri hem yönetmen yardımcılığını devam ettiriyorum. Ayrıca yazarlık tarafındaki üretim süreçlerini de bir arada yürütmeye çalışıyorum diyebilirim.

Sanata olan ilginiz nasıl başladı? 

Açıkçası küçük yaşlarda bunun sanat ve ona olan bir ilgi olduğunu bilmiyordum. Örneğin resim yapmak bir çocuk eğlencesiydi ya da okul etkinliklerinde sahneye çıkmak bir evcilik oyunundan ibaretti bana göre. Sanat özelinde spesifik olarak şu zaman diyemiyorum çünkü birey yaşadıkça toplumsal ya da bireysel tüm tersliklerden uzaklaşmak için refleks olarak sanatla tanışıyor. Yazmaya başlamak benim için bu şekilde gelişmişti. Tiyatro özelinde konuşmak gerekirse de; hayatımın siyah-beyaz olduğunu anladığım ve aniden renkleri gördüğüm Belediye Konservatuarı derslerim sırasında sahneye çıktığım an diyebilirim. O an benim için büyülü ve hayatımda nerede olup nasıl devam etmem gerektiğine karar verdiğim bir andı.

Yazmak sizin için ne ifade ediyor? 

Bunu detaylıca düşünmedim çünkü birden fazla şey ifade ediyor fakat özünde iyinin ve kötünün arasındaki çizgi olduğunu söyleyebilirim. İyi ve kötü burada çok geniş anlamlara tekabül ediyor yaşamak ve ölmek dahi diyebilriz.

Yazdıklarınızı sahnede kanlı canlı görmek nasil bir his peki? 

İnsan genellikle hakikatle yüzleşir, hakikatle kol kola olmak diye bir şey duymayız pek. Yazdığım kelimelerin yarattığım dünyanın harekete geçtiğini görmek bana hakikatle yan yana, kol kola olduğumu hissettiriyor.

Oynamak ve yönetmek bu işin neresinde kalıyor?

Satrançta kalenin vezir olma gibi bir durumu vardır işte oynamak bu duruma benziyor bana göre. Fakat yine de o değişimin kararını ya da oyunu o noktaya getirmek için yapılacak hamleleri kurmak yönetmene düşüyor.

Yazarı olduğunuz Kız Çocuklarını Büyüten Ev oyunu hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? 

Kız Çocuklarını Büyüten Ev Animus Tiyatro’nun düzenlediği Shortfest içinde yazıldı. Açıkçası bu oyunun üretim sürecinde aklımda pek çok hikaye, pek çok karakter doğdu fakat dönüp dolaşıp insan önce kendinden olana güveniyor sanırım. Kız Çocuklarını Büyüten Ev oyunu bir kadın dinamiği ve kuşak çatışmasını bir ev ve bir bahçe üzerinden anlatır.

Yönetmeni olduğunuz Öykü Apartmanı’nından biraz bahsedebilir misiniz? 

Öykü Apartmanı, Şişli’de kentsel dönüşüm projesi olarak yıkılmak üzere olan binanın son tahliye günlerinde birbirinden çok farklı üç komşunun birbirlerine tutunmalarını ve hikâyelerine sarılmalarını anlatır. Öykü Apartmanı evrenini; yazarın kaleminden dışarı çıkmadan hem Türk Tiyatrosundan hem de Çağdaş Tiyatro biçimlerinden örnek alarak yaratmaya çalıştım.

Allegro Temposu kitabınız da çok yeni çıktı, yolu açık olsun. Onunla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Dilekleriniz için teşekkür ederim. Evet, aslında yeni buluşmuş olsa da Allgero Temposu yaklaşık 10 yıllık bir sürecin parçası. Zamanla yazdığım defterlerin arasından seçilmiş pek çok nota barındırıyor. Her okuyucunun bir kelime dahi olsa karşılık bulacağını umuyorum. Çünkü bazen hislerimizi anlatmak istesek dahi kelime bulamayız işte o noktada umarım Allegro Temposu yardımcı olur.

Eklemek istedikleriniz var mı? 

Güzel sorularınız ve beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Sevgiler.

https://www.instagram.com/apydnn__

*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin