Bugün biraz ezber bozalım istiyorum. Çünkü yıllardır, sessizce hepimize ezberletilmiş bir şey var. “Erkek misyonu” denilen bir görev listesi.
Hesabı erkek öder, evlenme teklifini erkek yapar, ilk adımı erkek atar ve hepsi çok normal kabul edilir. Ama ben soruyorum, hangi kitapta yazıyor tüm bunlar? Kim karar verdi bu görev paylaşımına? Daha da önemlisi, neden bu kadar içselleştirdik?
Bazen arkadaşlarımla şakalaşırken, “Evlenme teklifi gelirse kabul ederim” diyorum. Gülüyoruz ama arkadaşlarım kadınsa, bu cümleye verilen tepkiler değişiyor. Bir anda suratlar ciddileşiyor, sesler yükseliyor. “Olur mu canım öyle şey?” “Kadının teklif ettiği nerede görülmüş?”
Sahi, neden olmasın?
Birlikte bir hayat kurmak fikri önce onun aklına geldiyse, bunu dile getirmesi neden yadırganıyor? İlişkiler adil olmak zorundadır. Bir taraf hep adım atan, hep risk alan, hep taşıyan olmamalı. Sevgi, yalnızca hissetmek değil, sorumluluğu paylaşmak da olmalı.
Çünkü duygular tek taraflıysa, teklif çift yüzlüdür ve biz artık sadece sevgiyi değil, eşitliği de yüceltmeliyiz. Erkeğe yüklenmiş bu “görünmez görev tanımını” ben kabul etmiyorum, yazılı olmayan ama baskısı hissedilen kuralların hiçbirine boyun eğmek zorunda değiliz. Ezberletilmiş olması, doğru oldukları anlamına gelmez.
Yanlış mı peki? Hayır, onu da söylemiyorum. Sadece ‘tek doğru buymuş gibi’ yaşanmasına itirazım var. Şimdi beni buradan linçlemeyin. Çünkü biliyorum ki, kalıplarını sorgulayan herkes önce bir duvarla karşılaşır. Ama ne yapayım? Ben artık yüksek sesle şunu söylüyorum, kadının da, erkeğin de hiçbir misyona zincirlenmemesi gerekiyor. İlişkiler, görevler listesi değil; duygu, denge ve cesaret işidir.
Bazı kalıpları yıkmak, bazı düşünceleri değiştirmek gerekiyor artık. Sürekli karşılaştığım bu tekrar eden durumlar yüzünden, oturup bu konu üzerine biraz düşünmek ve düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Planı erkek yapar demeyin, plan yapın. Hesabı erkek öder demeyin, elinizi siz de cebinize atın. Bir sorunla karşılaştığınızda, sadece erkeğin çözüm üretmesini beklemeyin. Siz de cesaret gösterin.
Çünkü bu işin sonu genellikle şuraya çıkıyor: O erkekten güç aldığınızı sanıyorsunuz. Ama bir bakmışsınız, sadece işlerinizi kolaylaştıran ama sizi sevmeyen, size değer vermeyen bir adama bağlı kalmışsınız ve adına “sevgi” demişsiniz.
Oysa siz bir bireysiniz. Kendi düşünceleriniz, kendi kararlarınız, kendi yollarınız olmak zorunda. Bireysiniz, birey. Lütfen bunu unutmayın. Kadın ya da erkek olmanız değil, insan olmanız kıymetli ve her insan kendi varlığını taşıyabilmeli.
Güçlü olmak başkasına yaslanmakla değil, kendi ayaklarının üzerinde durabilmekle başlar. Ezberlerle değil, canınızın istediği gibi yaşayın. Yaşayacak başka bir hayatımız yok. Zindan olmayın, sığınak olun… Lütfen…