
Bilmemek, bazen ve hatta çoğu durumda bilmekten iyidir. Cahillik mutluluk olmasa da kafa rahatlığıdır. Ancak meseleye tahmin ettiğiniz yönden devam etmeyeceğim. Başka bir yönden devam edeceğim.
Malumunuz -mu bilmem ama- bildiğimiz dünyanın sonu geliyor.
Biz, bu dünyayı biliyoruz.
Hayat bilgimiz de hayal bilgimiz de bildiğimiz bu dünyanın üzerine. Z kuşağının bile bildiği dünya bu.
10 yaşındaki çocuk dahi bu dünyayı biliyor. Hangi dünya bu? Meyve, sebze, et yenen dünya.
Misafirliğe gidilip gelinen, kalabalık sofraların kurulduğu, ellerde telefon olsa da hep beraber sohbetlerin edilip yan yana oyunların oynandığı dünya.
Markete, mağazaya, restorana gidilen dünya. Havada kuşların uçtuğu, ağaçların gölgesinde serinlenilen, yağmurun yağdığı rüzgarın estiği dünya. Bildiğimiz dünya.
Beş buçuk yılı geride kalan geçiş on yılında bildiğimiz bu dünya bitiriliyor.
Yapay meyve, sebze, et, temassız alışveriş, uzaktan iletişim, yalnız bireyler hedefleniyor.
Üzülerek belirtiyorum ki başarılı olma ihtimali de çok yüksek. Yarın, hâlâ insan doğarsa, bahsini ettiğim dünyaya doğacak.
Bizim bildiğimiz dünyayı bilmeyecek.
Ona kolay gelecek.
Bizim ise içine doğduğumuz, hayat ve hayal bilgimizi şekillendiren dünya değişecek.
Bize gelecek biraz zor gelecek.
Bilmek, bazen ve hatta çoğu durumda bilmemekten kötüdür.
Bilmem anlatabildim mi?