Eylem, mücadele, kavga, dava… İlk gençlikte kulağa hoş geliyor bu kelimeler. O heyecanla başarıya ulaşacağını ve dünyayı değiştireceğini düşünüyorsun. Bilmiyorsun ki henüz, dünya seni değiştirecek.

Gerçekleri görmen zaman alıyor. Adım adım gelişiyor süreç. Öyle bir anda da aydınlanmıyorsun. -Bazısı da hiç aydınlanmıyor. Hangisi iyi, tartışılır. Çünkü görülen gerçekler acıtıyor.-

Yapabileceklerinin sınırının olduğunu anlıyorsun. Yapamayacaklarının yapabileceklerinden çok daha fazla olduğunu idrak ediyorsun. Adalet, demokrasi, insan hakları gibi değerlerin değersizliğine tanık oluyorsun.

Coğrafyanın kader olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorsun. Hassas kalbin için bir cehennem oluyor dünya. Sonra o hassas kalbinle bu dünyada var olamayacağını anlıyorsun. Hassasiyeti azaltmanın ruh sağlığın için çok önemli olduğunu net şekilde analiz ediyorsun.

Sonra yavaş yavaş duyarlılığı azaltmaya başlıyorsun. Yaşaman için bunu yapman gerekiyor. Yoksa sigaradan beter zarar veriyor sana. İşte artık büyüyorsun.

Büyümenin hayallere yaklaşmak olduğu kadar hayallerden uzaklaşmak da olduğunu bizzat yaşayarak deneyimliyorsun.

Her türlü savaşa karşı çıkıyorsun. Sadece barışa inanıyorsun. Konuşmak, uzlaşmak, hoş görmek, anlamak, anlamaya çalışmak önceliğin oluyor. Maalesef öncelikleri farklı olanların dünyasında yaşıyorsun.

İster istemez, ucundan kıyısından onlara benziyorsun. Direnebildiğin kadar direniyorsun. Bir yandan da biliyorsun, uyum sağlayamayanın yol alamayacağını.

Yazıya başlarken aklımda bir yere bağlamak vardı ama olmadı. Tahmin ettiğimden romantik oldu yazı çünkü. Güzel de oldu. Bugünlük de böyle olsun.

İnşallah her şey çok güzel olsun.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin