
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhabalar. Ben Berfin Kolkıran. Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamlayarak uzman psikolojik danışman oldum. Şu anda bir ilkokulda psikolojik danışman olarak 5 yılımı tamamladım. Aynı zamanda bireysel danışmanlık da vermekteyim.
Neden psikolojik danışmanlık?
Bu mesleği seçmemin birçok nedeni var aslında. Öncelikle, kişilik özelliklerimle oldukça örtüştüğünü düşünüyorum. İnsanları dinleme, empati kurma ve analiz etme konusunda kendimi güçlü buluyorum. Ayrıca, bireyin fiziksel, sosyal ve duygusal gelişiminin yetişkinlik yaşamına etkilerini gözlemlemeyi her zaman merak etmişimdir. Bunun yanısıra, Jung’un “yaralı şifacı” kavramına da katılıyorum; çünkü çoğu zaman kişinin, kendi içsel süreçlerini ve yaralarını anlamak için bu mesleğe yöneldiğine inanıyorum.
Çalışma alanlarınız nelerdir?
Çocuklar, ergenler ve yetişkinlerle çalışmaktayım. Çocuklarla daha çok okula uyum, davranış problemleri ve akademik motivasyon konularında görüşmeler yürütüyorum. Genel olarak ise anksiyete (kaygı), depresyon, travma ve stresle ilişkili durumlar (TSSB), kayıp ve yas, öz güven, öfke kontrolü ve motivasyon alanlarında psikolojik danışmanlık süreci yürütmekteyim.
Bir rehber öğretmen olarak ne çocuklarda en çok karşılaştığınız problem ne oluyor?
Günümüzde çocuklarda ekran bağımlılığı oldukça yaygın ve her geçen gün artış göstermekte. Bu durumun bir sonucu olarak dil ve konuşma bozuklukları, otizm benzeri belirtiler, algılama güçlükleri ve gelişimsel gerilikler daha sık gözlemlenmektedir. Son dönemde, özellikle bilinçli teknoloji kullanımı ve ekran süresinin düzenlenmesi konularında ailelerle ve çocuklarla görüşmeler yapmaktayım.

Ebeveynlerin çocuklara ideal yaklaşımı nasıl olmalı?
Bir dönem, ebeveyninin sevgisini ve ilgisini yeterince hissedemeden büyüyen bireyler, kendi çocuklarına bu eksikliği fazlasıyla telafi etme eğiliminde oldular. Kendi görmedikleri sevgiyi, ilgiyi ya da imkânı çocuklarına bolca sunmaya çalıştılar. Ancak şimdi, bu şekilde büyütülen çocuklarda ortaya çıkan bazı problemlerle karşılaşıyoruz. Çocuk çok fazla merkeze alındığında, okula başladığında hem akademik uyum hem de arkadaş ilişkileri açısından çeşitli zorluklar yaşanabiliyor. Bu nedenle en ideal ebeveynlik tutumu, demokratik yaklaşımdır. Bu yaklaşımda belli sınırlar, tutarlılık ve sevgi bir arada bulunur. Çünkü sevgi ve ilgi, çocuğun her isteğine “evet” demek anlamına gelmez.
Hem keyifli hem de kolay olmayan bir meslek icra ediyorsunuz. Konu hakkındaki genel duygunuz nedir?
Mesleğimi gerçekten severek yapıyorum. Dediğiniz gibi, hem keyifli hem de bir o kadar zor bir alan. Çünkü birçok parametresi var; veli, öğretmen ve öğrenci boyutları bir arada ilerliyor. Tüm bu taraflar sürece dahil olduğunda gerçek gelişim sağlanabiliyor. Bazen bizden “sihirli bir dokunuş” bekleniyor, ancak bu kurtarıcı rolüne girmeden, kendi psikolojik sağlamlığımızı koruyabildiğimizde meslek gerçekten çok tatmin edici bir hâl alıyor. Çünkü bir insanın, özellikle bir çocuğun hayatına dokunmak ve onun yaşamında anlamlı bir yer edinebilmek kadar güzel bir şey yok bence.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Son olarak şunu ekleyebilirim: Günümüzde psikolojiye yönelik algının umut verici bir biçimde değiştiğini ve destek arayışında olan bireylerin sayısının giderek arttığını görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor. Nasıl ki beden sağlığımız için doktora gitmekten çekinmiyorsak ruh sağlığımız için de profesyonel destek almaktan çekinmemeli ve bunu yaşamın doğal bir parçası olarak görmeliyiz.
Herkese ruhen ve bedenen sağlıklı günler diliyorum.
https://www.instagram.com/berfinkolkiran
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.