Kariyer Koçu İlayda Köroğlu ile Sohbet

Scroll down to content

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben İlayda Köroğlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık mezunuyum, ardından İstanbul Üniversitesi’nde Kent Sosyolojisi alanında yüksek lisans yaptım. Tezimde akıllı kentler ve oyunlaştırma üzerine çalışırken insan davranışlarını ve ilişkilerini anlamaya olan ilgim beni sosyal bilimlerin ardından koçluğa taşıdı. Bugün profesyonel koç ve içerik üreticisi olarak bireylerin kendilerini daha derin, yargısız ve farkındalık temelli bir yerden duyabilmelerine alan açıyorum.

Neden koçluk?

Koçluk benim için bir meslekten çok, bir bakış biçimi. İnsanların sahip oldukları potansiyeli önce görmelerini, ardından da açığa çıkarmalarını izlemek büyüleyici. Birine bir şey öğretmek yerine, onun içindeki bilgeliğin ortaya çıkmasına eşlik etmek beni gerçekten heyecanlandırıyor.
Ben neleri sevip neleri sevmediğimi üniversite okurken fark ettim. Mimarlık eğitimi bana mimarlık yapmak dışında da çok şey öğretti. Kendime ilk kez “hamurumda ne var?” diye sorduğumda, bu sorunun sadece beni değil başkalarını da dönüştürebileceğini fark ettim. O günden beri, insanların kendi hamurunu tanıma ve eşsiz tarifini yazma yolculuğuna koçlukla eşlik ediyorum.

Koç olarak sunduğunuz hizmetler nelerdir?

Üç ana alanda çalışıyorum:

Profesyonel Koçluk: Mindfulness temelli bir yaklaşımla bireylerin kişisel gelişim, denge ve yaşam yönünü bulma süreçlerine eşlik ediyorum.
Kariyer Koçluğu: Meslek seçimi, yön değişikliği ya da anlam arayışı içindeki bireylere vizyon-amaç-değer odaklı bir kariyer planı oluşturma sürecinde destek oluyorum.
Öğrenci Koçluğu: Gençlerle birlikte öz disiplin, hedef belirleme ve öz güven alanlarında çalışıyoruz.

Bunların yanı sıra farkındalık atölyeleri ve iletişim temelli grup oyunları da düzenliyorum.

Bir koçla çalışmak kişiye ne gibi faydalar sağlar?

Koçluk, birinin senin adına düşünmesini değil, senin kendi düşünme biçimini duymanı sağlar.

Bir koçla çalışmak;

– Kişinin kendini yargısızca gözlemleyebilmesini,

– Gerçek motivasyonunu ve değerlerini fark etmesini,

– Belirsizlikte yön bulmasını

ve hayata geçirebileceği farkındalıklar geliştirmesini sağlar.

Kısacası, koçluk içsel netlik kazandırır ve bu netlik eyleme geçmenin en güçlü halidir.

Diyelim ki bir koçla çalışmak istiyorum ama karar veremiyorum. Sizi seçmem için söyleyecekleriniz neler olurdu?

Benimle çalışmayı düşünen birine şunları söylerim: Ben “nasıl olman gerektiğini” değil, zaten olduğun halin içinde neyin mümkün olduğunu merak ederim. Yargısız bir alan, sade sorular ve içten bir merakla yaklaşırım. Koçluk sürecinde seni yönlendirmem; kendi yönünü senin bulman için alan tutarım. Ve belki de en önemlisi: seni dinlerken, cevap aramak için değil, seni duymak için dinlerim.

Mindfulness temelli koçluk yapıyorsunuz. Bu nasıl oluyor?

Mindfulness, dikkati anda tutma ve yargısız gözlem becerisi. Koçlukta bu, hem koçun hem danışanın o ana tam olarak gelebilmesi anlamına geliyor. Seanslarda, geçmişin hikayesini çözümlemeye değil, o hikâyenin şu anda sende nasıl bir yankı bulduğuna odaklanıyoruz. Bu yaklaşım danışanın farkındalığını derinleştiriyor, içsel sakinliği artırıyor ve dönüşümü doğal bir şekilde mümkün kılıyor.

    İletişim oyunlarınız var. Onlar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

    Evet, oyunlaştırma alanında yaptığım çalışmalar zamanla kendi ürünlerime dönüştü. “Onun Gibi Konuş” aile içi iletişimi güçlendiren bir oyun. “Buz Kırıcı” ise yeni tanışan ya da birbirini daha derinden tanımak isteyen gruplar için tasarlandı. Bu oyunların amacı, yüzeydeki sohbetleri derinleştirmek; güven, empati ve bağ kurmayı kolaylaştırmak. Çünkü bazen bir oyun, bir saatlik samimi bir sohbete dönüşebiliyor ve bu da küçük bir farkındalık kadar dönüştürücü olabiliyor.

      Aynı zamanda yazıyorsunuz da. Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

      Yazmak benim için bir tür içsel koçluk aslında. Kelimeler aracılığıyla hem kendimi hem dünyayı anlamlandırıyorum.
      Örneğin “Hamurumda Ne Var?” gibi yazılarım, başkalarına bir reçete sunmaktan çok, kendi iç seslerini duymaları için bir davet. Geçtiğimiz günlerde ise sosyal medyada tüm süreci paylaştığım 120 günlük bir yazma challenge’ı ile bir roman yazmaya başladım. Bu roman aslında koçlukta olduğu gibi insanların kendi hikâyelerine ayna tutmama aracılık ediyor.
      Kısacası yazmak benim için hem içsel bir yolculuğu hem de paylaşmanın en dürüst biçimini temsil ediyor.

      Bundan sonrası için neler hayal ediyorsunuz?

      Koçlukla sanatın ve oyunun daha fazla buluştuğu alanlar yaratmayı hayal ediyorum. Hem bireysel hem topluluk düzeyinde, insanların daha derin bağlar kurduğu projeler üretmek istiyorum. Temelde içimden geçen: insanın kendine yaklaşma halini destekleyen alanlar açmaya ve araçlar üretmeye devam etmek.

      Eklemek istedikleriniz var mı?

      Koçluk, bir cevap bulma süreci değil; doğru soruları sorma cesaretini geliştirme süreci. Benim dileğim; herkesin kendi sorusunu cesaretle sorabildiği bir dünya.
      Çok sevdiğim bir masalcının bir sahnesinde duymuştum: “Sorular kıvılcımsa, cevaplar sudur.” Yaklaşık yedi yıl önce defterime not aldığım bu sözü hiç unutmadım. O günden beri şunu düşünüyorum: Cevaplar bir süre susuzluğumuzu giderir, ama asıl dönüşüm, o cevaptan sonra attığımız adımlarda başlar. İşte kıvılcım, o adımlardır ve koçluk da o kıvılcıma odaklanmamızı sağlar.

        İlayda Köroğlu
        Kariyer Koçu, ICF

        https://ilaydakoroglu.com

        https://www.instagram.com/innercoachilayda

        *Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

        Bir Cevap Yazın

        dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

        Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

        Okumaya Devam Edin