
Çocukluğu AK Parti iktidarının ilk yıllarına denk gelenler çok iyi hatırlarlar. O yıllarda bir sürü Avrupa Birliği güzellemesi yapan dizi yayınlanmaya başlamıştı.
Hedef Avrupa Birliği’ydi ve toplumun buna hazırlanması gerekti. Ülkemizde yoğun şekilde tüketildiklerinden diziler bu iş için biçilmiş kaftandı.
Yavaş yavaş Avrupa Birliği rotasından çıkmaya başladığımız zamanlarda başlayan ve diğerlerine göre uzun sürdüğü için en son bölümlerinde adını aldığı konudan neredeyse hiç bahsedilmeyen Avrupa Avrupa bu yapımların en meşhuru olmuştur hatta.
Tarık Ünlüoğlu, Ebru Cündübeyoğlu, Zuhal Topal, Durul Bazan, Şehsuvar Aktaş gibi usta oyuncular imzalarını atmışlardır. Yapımı, algı çalışması için yapılan bir dizi olmaktan çıkarıp televizyon tarihimizin unutulmaz işleri çizgisine çekmişlerdir.
Düşünüyorum da daha o zamanlar en özgürlükçü, en demokratik, en şeffaf zamanlarında televizyon dizilerini algıyı yönetmek ve yönlendirmek için kullananların bugün bu alanları boş bırakmaları mümkün mü?
Geçen yazımda birilerinin bilerek müziğimize dokunduğunu, kaliteyi kasıtlı olarak düşürdüğünü, vasat olanı bilinçli olarak öne çıkardığını yazmıştım.
Çok daha beterinin diziler üzerinden yapıldığı kanaatindeyim. Televizyonda komedi dizisinin kalmayışının da dijitalde bile komedi işi yapılmayışının da kendiliğinden gelişen bir süreçle ilerlediğini düşünmüyorum.
Esasında sadece dizilerle de değil aynı zamanda programlarla da neşemiz elimizden alınıyor. Şarkılı türkülü, oynamalı göbek atmalı evlilik programlarından canlı yayınlarda katil aranan cinayet programlarına geldik.
Böylesine etkili ve etkili olduğu için de kullanışlı alanların başıboş bırakılacağına inanmak saflık olur.
Sorgulamak, şüphe etmek, görünmeyeni görmeye çalışmak doğru olur.
Böyle bir ortamda akıl sağlığını koruyamayan yok olur.
Bu bir savaş. Kaleyi boş bırakırsak çektikleri şut gol olur. Dikkatli olalım.