Mühendis ve Yazar Furkan Emre Aynur ile Sohbet

Scroll down to content

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Furkan Emre Aynur. 15 Mart 1992 tarihinde Isparta’da doğdum. Gemi İnşaatı Ve Gemi Makineleri Mühendisiyim. Çocukluğumdan itibaren insan davranışları, toplum yapıları ve bireyin iç dünyası üzerine düşünen, gözlem yapan biriyim. Mesleki hayatım farklı alanlarda ilerlese de yazmak benim için her zaman ayrı bir yerde oldu. Özellikle insanın görünmeyen tarafları, çelişkileri ve iç çatışmaları ilgimi çekiyor.

Yazmaya olan ilginiz nasıl başladı?

Yazmaya olan ilgim çok küçük yaşlarda başladı. Önce okur olarak başladım. Bir kitabı bitirdikten sonra uzun süre onun dünyasından çıkamadığımı fark ediyordum. Adeta okuduğum kitaplarda ve karakterlerde yaşamayı devam ettirme gibi bir huyum var. Zamanla sadece okumak değil, kendi dünyalarımı kurmak da ilgimi çekmeye başladı.

İnsanları gözlemlemeyi her zaman sevdim. Bir süre sonra fark ettim ki bazı soruların cevabını günlük hayatın içinde bulmak mümkün olmuyor. Yazmak benim için bu soruların peşinden gitmenin bir yolu hâline geldi. Önce düşünceler, notlar, sonra kısa metinler ve sonunda roman…

Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?

Yazarlık benim için bir şey anlatmaktan çok bir şey aramak demek.

Bir roman yazarken aslında okura hazır cevaplar vermeye çalışmıyorum. Daha çok birlikte bazı soruların etrafında dolaşıyoruz. İnsan neden değişir? Neden susar? Neden boyun eğer? Neden mücadele eder? Bu gibi sorular ilgimi çekiyor.

Ayrıca yazarlık benim için insanın kendisiyle dürüst kalabildiği nadir alanlardan biri. Çünkü kâğıt karşısında hiçbir maskenin uzun süre ayakta kalamadığını düşünüyorum. Bana göre yazarlık, zihninizi parmaklarının ucuna almak demektir.

İlk romanınız Çıban yayımlandı, hayırlı olsun. Kitabın ortaya çıkış hikayesi nasıl gelişti?

Teşekkür ederim.

Çıban aslında tek bir fikirden doğmadı. Yıllar boyunca biriken gözlemlerden ortaya çıktı. Günümüzde insanların giderek daha fazla ölçüldüğünü, sınıflandırıldığını ve görünmez kuralların içinde yaşamaya başladığını fark ediyordum. Bir yandan teknoloji ilerlerken diğer yandan insanın iç dünyasında farklı kırılmalar oluşuyordu.

Bu düşünceler zamanla bir hikâyeye dönüştü. Çıban’ın çıkış noktası da buydu. İnsanların güvenlik, konfor ve düzen uğruna ne kadar ileri gidebileceğini sorgulamak istedim. Fakat bunu klasik bir distopya gibi değil, karakterlerin iç dünyaları üzerinden anlatmaya çalıştım.

Çıban’da insanlar ne bulacak ya da Çıban okurlara ne vadediyor?

Çıban okura kesin cevaplar vadeden bir roman değil.

Daha çok rahatsız edici bazı sorular soruyor.

Okurların kitap boyunca yalnızlık, aidiyet, adalet, özgürlük ve insanın sistem karşısındaki konumu üzerine düşünmesini istedim. Bazı okurlar psikolojik yönünü ön plana çıkarıyor, bazıları toplumsal tarafını görüyor. Bu beni mutlu ediyor çünkü romanın tek bir açıdan okunmasını istemedim.

Eğer Çıban bir şey vadediyorsa, sanırım bu; kitabın son sayfasını kapattıktan sonra bile zihinde yaşamaya devam eden sorular olacaktır.

Çoğu okur Çıban’ın distopik bir tarafının olduğunu söylüyor. Siz de onlarla aynı yerde misiniz?

Evet ve hayır.

Romanın içinde distopik unsurlar olduğu kesin. Ancak ben Çıban’ı tamamen bir distopya olarak görmüyorum. Çünkü anlatılan birçok şey aslında gelecekte değil, bugünde de karşımıza çıkabilecek meseleler.

Bu yüzden benim için Çıban’ın asıl konusu teknoloji ya da sistemler değil; insanın kendisi. İnsan değiştiğinde sistemler de değişiyor. Bu nedenle romanı bir gelecek tasviri kadar bir insan incelemesi olarak da görüyorum.

Belki de okurların distopik bulduğu şey, geleceği anlatmasından çok bugüne fazla benzemesidir.

Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz, yeni kitaplar gelecek mi?

Aslında bir şeyler planlamıyorum ama zihnim ister istemez çalışıyor ve hala üretiyor. Fakat ileride bir roman daha yazar mıyım açıkçası bilmiyorum.

Size şunu ifade etmek isterim ki yeni roman için tamamen farklı türlerde çalışmalar yapma düşüncem de var.

Her insan başka bir kitaptır dolayısıyla anlatılmayı bekleyen çok fazla hikâye olduğunu düşünüyorum.

Eklemek istedikleriniz var mı?

Öncelikle Çıban’a şans veren, okuyan, yorumlayan ve çevresine tavsiye eden herkese teşekkür etmek isterim. 1000Kitap ve sosyal medya platformlarında derinlikli analizler paylaşan tüm okurlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Bir yazar için en güzel şey kitabının bir başkasının zihninde yaşamaya devam ettiğini görmek. Okurların farklı yorumlarını görmek beni hem şaşırtıyor hem de mutlu ediyor.

Son olarak şunu söylemek isterim:

Bazı kitaplar okunur ve unutulur. Bazıları ise bittikten sonra asıl yolculuğuna başlar. Ben Çıban’ın ikinci gruba ait olmasını umuyorum. Çünkü insanın içindeki bazı soruların cevabı, çoğu zaman kitabın son sayfasında değil, o sayfa kapandıktan sonra başlıyor.

https://www.instagram.com/femreaynur

*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin