
Türkiye’de eğlence aracı gibi görünen dizileri, filmleri, şarkıları iktidarlar her zaman propaganda aracı olarak kullanmışlardır. Sadece bizde değil dünyada da yapılmıştır bu. Çoğu zaman en alakasız görünen yapımlar bile bilinçli veya bilinçsiz olarak kitlelerin siyasi iktidarların istedikleri yöne bakmasına aracılık etmişlerdir.
Tanıklık ettiğimiz son 25-26 yılda kitle iletişim araçlarının da aşırı gelişimiyle belki de bu propagandaların en yoğun örneklerine maruz kaldık. Lakin iletilen, yönlendirilen, propagandası yapılan mesajlar hep aynı değildi.
2005’lerde başka, 2015’lerde başkaydı mesela. O günün iklimine, konjonktürün getirdiğine göre değişti diziler de filmler de şarkılar da. Türkiye’de en son ne zaman ana akım medyada bir sit-com yayınlandı hatırlıyor musunuz? 2020 yılında.
Gülse Birsel’in Jet Sosyete’sinden bu yana ana akımda bir sit-com yok. Ki o da Gülse Birsel’in adından dolayı şans tanınmış bir işti. Esasında bu işin sezon finali yine Gülse Birsel’in Yalan Dünya’sıydı. Yalan Dünya 2014 Kasım’ında bitti. Sonrasında başka bir Türkiye gösterime girdi.
Sit-comların bitmesinin sebebi hep bölüm süreleri, maliyetler ve benzeri olarak gösterildi ama o buzdağının görünen kısmıydı. Mesele bölüm süresiyse, mesele maliyetse bugün 2020’den iyi bir ortam olmadığı aşikar. Peki o zaman neredeyse hepimizi heyacanlandıran, adeta Şampiyonlar Ligi kadrosuna sahip olan Tuzlu Kahve nasıl ve neden çekiliyor?
Gören görüyor. Tıpkı 2005-2006’da, 2015-2016’da başladığı gibi ülkede yeni bir dönem başlıyor. Anlaşılan bizi biraz güldürecekler. Sonrasında ağlatmasalar iyi.