
Neden sahneye çıkıyorsunuz? Sizdeki birilerine bir şeyler anlatma ihtiyacı mı, kaynağı nereden geliyor meselenin?
Aslında sahne için doğmuşum desem yeri var. Küçüklüğümden beri, arkadaşlar arasında olsun, okulda olsun, nerede olursam olayım hep konuşkan biriydim. Bu sosyallik aslında genetik. Annem de babam da konuşkan ve kendilerini dinleten insanlar. Gerçi babamı evlat olarak istersen dinleme! ( Gülüyor ) Böyle bir maya olunca, çevremdeki bazı arkadaşlarımın desteği ile bu beni radyoculuğa, sonra tiyatro oyunculuğuna, kendinizde bazı özellikleri de keşfedince stand-up gösterilerine yönlendirdi.
Rekreasyon bölümünde okurken kariyerinizi bu yönde şekillendireceğiniz düşüncesine sahip miydiniz?
Aslında stand-up yapmak hep hayalimdi. Rekreasyon bölümünü seçerken de bilinçli seçmiştim, hatta ilk tercihimdi ve birincilik ile kazanmıştım. BESYO sınavlarına girenler bilir. Özel yeteneğinizin dışında (sportif) Rekreasyon bölümü için bir de tiyatral yeteneğinizin olması gerekir. Tekrar birincilik ile kazandığımı söylemek isterim 900’ü aşkın öğrenci arasında 🙂 Bölümü ikincilik ile bitirdim ve okulda kalabilirdim ama sahneleri tercih ettim. Aslında ikisini birden de yapabilirmişim. Gerçi geç kalmış sayılmam. ( Gülüyor )

Benim yolum bu, ben sahnede olmak için yaratılmışım, dediğiniz bir an var mı? Böyle bir aydınlanma anı yaşadınız mı?
Bu düşünce zaten beni sahnelere itti. Sunuculukta, oyunculukta olsun ya da tek kişilik gösterimde, hep olumlu dönüşler aldım. Sahnede anlattığım konulara karşı gülüşmeler, gösteri sonrası tebrikler sahne için yaratılmışım hissiyatı uyandırdı hep bende.
İmam Hatipli bir komedyen. İşin bu tarafından ve olumsuz olarak bakıp din ile komedyenliği bağdaştıramayan, sizi eleştirenler oldu mu çevrenizde?
Evet. Yüzüme denmese de, eleştirildiğimi biliyorum maalesef. Kimisi “gülmek sadakadır, senin sayende birçok kişi sevap işliyor” der. Kimisi de, “Gülmek kalbi karartır” diyerek seni bir kalemde siler. Bu düsturları kendimizce yorumluyoruz hep maalesef. Bununla alakalı çok şey söylemek isterdim ama artık sadece işime bakıyorum. Ben, sanatı dert edinen ve derdini sanatla anlatmaya çalışan insanlarla yoluma devam ediyorum ve sanatın evrenselliğine inanıyorum. Normalde bir araya gelip muhabbet etmeyecek insanların gösterilerimde birlikte güldüklerini gördüm. Hangi görüşten, hangi akımdan olursan ol, sanat her zaman bizi birleştirir. Sanatı eleştirenler sanatın birleştirici gücünü bilseler, sanatın inançları ile ne kadar doğru orantıda olduklarını görecekler.

Küfürsüz, argosuz mizah yapma gibi bir iddianız var. Bir seyirciniz olarak bunu başardığınızı da düşünüyorum. Sizin meseleye bakış açınızı merak ediyorum.
Oyunuma geldiğiniz için tekrar teşekkür ederim. Artık siz de gülüşenlerimdensiniz. Ben sadece genel izleyici kitlesine hitap ediyorum. Aslında alkışlanacak bir durumdan ziyade olması gereken bu.
Ama şu da bir gerçek ki maalesef küfürlü sinemaları, oyunları eleştirsek de en çok izlenen onlar. Ama ben olaya şöyle bakıyorum. Arz talep meselesi. Ama siz ortaya temiz ve komik bir gösteri koyarsanız takdir edileceğinizi de unutmayın. Örneğin gösterimin olduğu zamanda sahnemin dolup taşması beni gelecek adına umutlandırıyor. Her yaştan ve düşünceden izleyicinin gelmesi beni mutlu ediyor. Buradaki püf nokta, ailenin çocukları ile birlikte gelmesi. Çünkü aile kendisi için bazen çok seçici olmasa da, çocuğu için seçici oluyor. Bunu üç çocuk babası olarak söylüyorum.
Hayatınıza baktığımızda şanssızlıkların birbirlerini kovaladıklarını görüyoruz. Umutsuzluğa kapıldığınız anlar oldu mu yoksa bu talihsizlikler sizi daha çok mı kamçıladı?
Oyunumu izlediğiniz için böyle sordunuz. Evet, birçok kere sanat adına girişimlerde bulundum ve şöyle söyleyeyim, stand-up gösterileri bana daha vefalı geldi. Çünkü bireysel çalışıyorsun. Kimseye bağlı değilsin. Sadece işini yapıyorsun. Tabi yalnız çalışmak ve sonuca ulaşmak, sizi olumlu yönde etkiliyor. Kendinize güveniniz artıyor. Eğer bu işte başarılı isem, önceki işlerimde elde etmek istediğim sonuçlara ulaşamadığım içindir. Dediğin gibi, her olumsuzluk kamçılamıştır beni.

Ağırlıklı olarak belediye etkinliklerinde ve özel organizasyonlarda öğrencilerle buluşurken görüyoruz sizi. Bu sizin tercihiniz mi?
Oyunumu izleyen bir menajer beş altı yıl önce bir belediyeye önermişti. Oyunumun beğenilmesi ile başka bir belediye de oyunumu istedi derken bu şekilde İstanbul’da hemen hemen her ilçede sahne almış oldum ve akabinde şehir dışı turneleri.. Bu arada 7 Mart’ta Gebze Kültür Merkezi’ndeki 139. gösterime beklerim. Aslında hedef kitlem öğrenciler. Onların hikayesini anlatıyorum genelde. Öğrenci dernekleri ya da kulüpleri vasıtası ile onlarla da gülüşüyoruz. Bazen soruyorlar sürekli çıktığın bir yer var mı diye. Bu soruya iki aydır cevap veriyorum. Efsahne Beyoğlu sahnesinde iki haftada bir biletli gösteri yaparak sahne alıyorum. Orada da gülüşmek üzere! ( İstiklal caddesi Sadri Alışık sokak Beyoğlu İst.)
Beş yıl sonra.. On yıl sonra.. Gelmek istediğiniz bir yer var mı yoksa süreçten zevk alanlardan mısınız?
Bizim işlerde kısa ya da uzun vadeli bir plan yapamıyorsunuz. Esnaf olsanız gelir gider tablosu ile bir öngörünüz olur. Beğeni ile doğru orantılı olduğu için bu iş, ister şans deyin, isterse kısmet. Bir bakmışsınız bir anda Türkiye’nin tanıdığı bir komedyen olmuşsunuz. Ya da uzun yıllar emek verip bir kenarda sanatınızı icra etmişsiniz. Kısmet diyelim.

Hitap ettiğiniz belli bir kitle var mı? Yoksa 7’den 70’e, yaşlı genç herkesle gülüşebilir misiniz?
Yukarıda da söylediğim gibi genel izleyici kitlesine hitap ediyorum. Aslında oyunumu Bir Buz Devri animasyon filmi gibi görüyorum. Herkesin izleyebildiği. Ama öğrenciler asıl hedef kitlem. Uzun yıllar sonra üniversiteyi kazanan bir öğrenci olarak başımdan geçen maceralar direkt onları ilgilendirdiği için hedefim onlar. Kategori yapacaksak; 5. sınıf ve üzeri. Ortaokul, lise, üniversite.. Ne kadar öğrenci desem de, hikayelerim velileri de ilgilendirdiği için onlar da kapsama alanım içinde. Tabi böyle olunca genç yaşlı herkes ile gülüşebiliyoruz. Gençlerin kalbine girmek ve güzellikleri onlarla paylaşmak için ortak bir dildir komedi.
Cem Yılmaz bir oyununuza gelip sizi izlese onu güldürmeyi başarabilir misiniz sizce?
Eğer güzel bir hikayeniz varsa, herkesi güldürebilirsiniz. Yeter ki muhatabınız gülmeye niyetli olsun. Çünkü güzel bir espri varsa, bunu çocuk da yapmış olsa güleriz. Cem Yılmaz gülen ve güldüren bir sanatçı ve birçok komedyene ilham olmuş birisi. İnanın komedyenleri güldürmek daha kolay. Çünkü aynı dili konuştuğumuz için espri başlamadan biz gülüşmüş oluyoruz. Hep duyduğum bir söz var. “Ömer, sen ilerde kesin büyük yerlere geleceksin.” Aslında ben gelmem gereken en büyük yerdeyim. Benim hayalim çoluk çocuk tüm ailelerin birlikte katılıp gülüşebileceği bir oyun yapmaktı. Ben bunu yaptığıma göre ve gülüşenlerimden de alkışı aldığıma göre, siz de benle röportaj yaptığınıza göre bundan büyük bir yer olabilir mi? Olur ya popüler bir insan olursam ki bu çizgide olmak istiyorum, o zaman sadece gösteri sayılarım çoğalacak ama ben yine ailelerin gülüşmek istediği bir komedyen olmaya devam edeceğim. Bu röportaj sayesinde birçok arkadaşınızın ve takipçinizin beni tanımasına sebep olacağınız için size şimdiden çok teşekkür ediyorum. En kısa sürede sizlerle de gülüşmek üzere…
*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.