
Bisiklet sizin için ne ifade ediyor?
Bugüne kadar bisiklet üzerine çok şey yazılıp çizilmiş. Bisiklet benim için bir özgürleşme aracı ve terapi gibi geliyor. Bisiklete binerken yüzünüze çarpan o havaya kapılıp iki teker üstünde özgür olduğunuzu hissediyorsunuz. Salon sporlarını yaparken genellikle arkadaş çevrenizin iş çıkış saatleri size uymadığı için tek başınıza spor yapmanız gerekiyor. Ama bisiklette bu durum çok farklı diyebiliriz. Tabii tek sürenler de var ama genellikle en az iki ya da üç kişilik gruplar halinde sürdüğünüz için bir sosyal çevrenizin oluşmasına da olanak sağlıyor. Tek başınıza sürdüğünüzde ise özellikle doğada sürüyorsanız kendinizi dinliyor ve zihninizi boşaltıyorsunuz. O sebepten ötürü bir nevi terapi gibi geliyor bisiklet sürmek.
Instagram sayfası, YouTube kanalı başta olmak üzere Bisiklet Yolculuğu oluşumunun kurucususunuz. Neden böyle bir topluluk kurdunuz?
Bisiklet geçmişim çocukluk yıllarıma kadar dayanıyor. Tabii lise ve üniversite derken bir süre uzak kaldık. Ta ki 2015 yılında tekrar bir bisiklet alıp başlayana kadar. Aslında bisiklet kültürü bir felsefedir. Başladınız mı bırakamazsınız. Çoğu insanda bağımlılık yapar. Bizde de öyle oldu. 2015 yılında ikinci kez bisiklete başlayınca mesleğimiz gereği dijital dünyanın içinde olduğumuz için bu işe farklı bir boyut da katmak istedik. Önce isim arayışına başladık. Bisiklet üzerine çokça kanal ve blog sitesi vardı. En son “Bisiklet Yolculuğu” isminde karar kılıp YouTube’da kanalımızı açtık. Tabii amatör ruhla başladığımız için ekipman ve kurgu konusunda epey kısıtlıydık. YouTube o yıllarda yeni yeni canlanıyordu ve mobil cihazlardaki gelişime ve çekim ekipmanlarının gelişimine bağlı olarak bir ilerleme söz konusuydu. YouTube’dan para kazanma özelliği de henüz Türkiye için açık değildi. Bir sene sonrasında para kazanma özelliği Türkiye’ye açıldı diye hatırlıyorum. YouTube ile Instagram, Twitter, Facebook sayfası ve web sitemizin de isimlerini eş zamanlı oluşturup kullanıcı adlarını almıştım. Eğer dijital dünyada bir işe girişiyorsanız lansmandan önce mutlaka tüm mecralarda kullanıcı adlarınızı ve domaininizi almanız gerekiyor. Yoksa kurumsallık anlamında sorunlar yaşayabiliyorsunuz. Geçen zaman zarfında tüm turlarımızı ve bisiklet konusundaki maceralarımızı kayda alıp, montajlayıp, YouTube kanalımıza yükledik. Çokça izlendi ve beğeni aldı. Instagram hesabımızın şu anda yaklaşık 15 bin takipçisi var. Sosyal medyadaki var olma amacımız ise yaptığımız güzel işleri ve maceralarımızı bu işi seven insanlarla paylaşmaktı. Amacımıza da ulaştığımızı düşünüyorum.

Bisiklet turları da düzenliyorsunuz. Bu turlarda başınıza gelen en ilginç olay neydi?
Bisiklet Yolculuğu ekibimizin üyeleriyle çokça turlar düzenledik. Çok yorulduğumuz turlar da oldu, başımıza ilginç olayların geldiği turlar da oldu. Benim başıma gelen en ilginç olaysa Pendik – Şile bisiklet turunda olmuştu. İlk defa uzun soluklu bir bisiklet turuna çıkmıştım. Sabah çok erken saatlerde çıkıp gece geç saatlerde dönmüştük. Tura dört kişi katılmıştık. Diğer üç arkadaşımın bisikleti yol bisikletiydi. Bende ise MTB vardı. Onlara göre biraz daha ağır bir bisikletti. Şile’ye gidişte bir köyde sabah kahvaltısı için mola vermiştik. Kahvaltımızı yapıp tekrar yola çıktığımızda birkaç yüz metre ilerledikten sonra benim bisikletin ön tekerleği tüfek gibi patlamıştı. Neyse ki hızım çok azdı ve hemen durup bisikleti kontrol altına almıştım. Biraz korkmuş ve şükretmiştim. Çünkü biraz ileride yaklaşık 1 km’lik bir iniş vardı. Eğer o inişte aynı şey başıma gelseydi ciddi bir kaza geçirebilirdim. Bu kadar şanslı olmazdım. Neyse ki çok düşük hızda patladı ve yedek iç lastiğim de yanımda vardı. Değiştirip tekrar yola devam ettik.
Sizce Türkiye’deki bisiklet yolları yeterli mi?
Bence yetersiz. Gelişmesini sürdüren bir ülkeyiz. Maalesef bisiklet ülkemizde hala çocuk oyuncağı ya da çok küçük yaştaki gençlerin eğlencesi gibi görülüyor. Bu yüzden bisiklete verilen değer de istenilen düzeyde değil! Avrupa’ya baktığımızda bisiklet otobanlarının olduğunu görüyoruz. Hatta bazı şehirler birbirine bisikletle bağlı ve sadece bu yollarda bisikletle ilerleyebiliyorsunuz. Son yıllarda gerek bakanlıklar gerekse belediyeler bu konularda güzel projeler ve işler yapmaya çalışıyor. Hatta bu konuda hibe alan projeler de var. Zamanla inşallah istenilen düzeye gelir diye umut ediyorum.
Aktif trafikte bisiklet kullanan biri olarak bisikletlilerin trafik güvenliği ne durumda ülkemizde sizce?
Büyük şehirlerde araç trafiği çok yoğun ve hareketli olduğu için bisiklete binmek de bir o kadar riskli ve tehlikeli maalesef! Özellikle İstanbul’da sürücülerin bisikleti bir ulaşım aracı olarak görmemesi ve trafikte bisikletlilerin de haklarının olduğunu bilmemesinden dolayı büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bisiklet yolu olmayan yerlerde karayolunun sağ şeridi bisikletlilerin de hakkı olan bir şerit! Ama birçok sürücü bu konuda bilgisiz olduğu için bizlere tepki gösteriyor. Araçlar kadar biz bisikletlerin de o yolda hakkı var. Sürücülerin bu konuda eğitimi şart!

İleride bir gün otomobilden çok bisikletli görür müyüz yollarda?
En büyük dileğimiz bu zaten. Avrupa’da Amsterdam bu konuda en iyi örnek diyebiliriz. Arazi şartları müsait olan yerleşim yerlerinde insanlar çoğunlukla bisikleti tercih ediyor. Ülkemizde özellikle Konya buna güzel örnek diyebiliriz. Türkiye’nin en uzun bisiklet yolu ağına sahip olan Konya ayrıca en çok bisiklet kullanılan şehir diye biliyorum. Ekonomik ve pratikliği bakımından bisiklet geleceğin de ulaşım aracı olma yolunda hızlıca ilerliyor. Tabii ülkemizde daha çok motosiklet sektörü bu konuda ilerleme kaydetti. Ama bisiklet konusunda da ilgili bakanlık ve belediyeler kullanıcıların güvenli ve konforlu bisiklet sürebileceği bisiklet yollarını inşa ederlerse bisiklete ilgi ve talep de artacaktır. Bu noktada en önemli kriter gerekli alt yapının oluşturulması ve teşvik diyebilirim.
Beraber pedallamak isteyenler size nasıl ulaşabilirler?
Bize sosyal medya kanallarımızdan ulaşabilirler. Tabii her zaman müsait olamıyoruz ya da güzergahlarımız aynı olmadığı için pedallama şansımız olmuyor. Ama aynı bölgede yaşadığımız takipçilerimizle tanışıp pedallama şansımız daha yüksek oluyor.
Sosyal medyayı ve yeni teknolojileri de aktif kullanıyorsunuz. Nasıl bir gelecek tasavvur ediyorsunuz, bizi neler bekliyor?
Dünya şu anda bir dönüşüm sürecinde! Çin’den tüm dünyaya yayılan Koronavirüs (COVID-19) geleceğe dair alışkanlıklarımızı ve yaşam biçimimizi kökten değiştirecek gibi görünüyor. Yakın zamanda ortaya çıkan kripto paralar aslında yeni bir dünya düzeninin habercisiydi. Peşine Koronavirüs pandemisi bizleri evlerimize hapsederken tüm yaşam biçimimizi sil baştan değiştiriyor. Yapay zeka ve dijital teknoloji hayatımıza yön verip birçok mesleğin ve işin de sonunu getirecek. Yeni mesleklerin ortaya çıkacağı gibi evden çalışma sistemlerinin de yaygınlaşacağı görünüyor. Bugün hayal olarak gördüğümüz birçok şeyi yakın zamanda bizden sonraki nesiller yaşayacaklar.
*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.