Vedat Timuroğlu ile Sohbet

Scroll down to content

Kurucusu olduğunuz Başarı Spor Akademisi’nden bahsedebilir misiniz biraz?

Başarı Spor Akademisi’ni 2007-2008 döneminde kurduk. Sakarya Üniversitesi’nde okurken, daha birinci sınıf dönemlerindeyken başladım. Akademizin kuruluşunu hem Kartal’da hem Sakarya’da yaptık. O sene Sakarya, Kocaeli, Edirne üniversiteleri henüz sınavlarını kaldırmamışlardı. Türkiye’de tek kamp merkezine sahip, Türkiye’nin 81 ilinden gelen öğrenci ve gruplara parkurda derece aldırıp Sakarya Üniversitesi’nin bire bir sınavına hazırlayan tek yerdik o zaman. Haliyle biz sınavlara yüz elli, iki yüz kişi çıkıyorduk. Bu da Türkiye’de ciddi anlamda bir ses getirdi. Çünkü kulüpler hep sekiz on kişilik gruplarla çalışıyorlardı. Bir de üst üste koordinasyon dereceleri, rekorları gelince Başarı’nın ismi duyulmaya başladı.

Ondan sonra bir dönem sınavlara gelip bizimle tanışan arkadaşlarımız isim haklarımızı istediler. Daha sonra Türk Patent Enstitüsü’nden Başarı’nın patent hakkını aldık. Eskişehir’e, Adana’ya, birçok farklı yere isim hakı verdik. Ta ki bundan bir beş yıl öncesine, Türkiye’deki sınav sistemi değişene kadar. Üniversiteler sınavlarını kaldırınca İstanbul’da özel okullar çoğaldı. Veliler de çocuklarını il dışına gönderip masraf yapmaktansa il içinde çocukları gözlerinin önünde olsun mantığıyla hareket ettikleri için küçülmeye gittik. İl dışındaki şubelerimizi kapattık. Kapattıktan sonra buraya yoğunlaştık. Ama işin kötü tarafı şu. Her sektörde olduğu gibi bizde de her sene, her sene mantar gibi üreyen kulüplerle karşılaşıyoruz. Bizim yetiştirdiğimiz çocuklar bile daha birinci sınıfta, hiçbir bilgileri, hiçbir geçmişleri yokken bu işlere girişiyorlar.

Ne yazık ki burada acı olan durumlardan bir tanesi de velilerin bilinçsizliği, çocukların doğru yönlendirilmemesi. Doğru kulüp tercihinin geleceği için ne kadar önemli olduğunu bilmiyor bir öğrenci. Öğrenci arkadaşı neredeyse veya tatlı sözü kim söylüyorsa, kim kandırıyorsa oraya gidiyor. Yeni açılan kurslar sektöre hem ekonomik hem de psikolojik anlamda çok zarar veriyor. Bu durum beni zamanla yıprattı ve geri çekildim. Şu anda hiçbir reklam yapmadan sadece sosyal medyadan ve geçmişteki başarı oranımızın etkisiyle yeni kayıtlar alıyoruz. Bu on iki yılda bin üç yüz on üç öğrenci yerleştirdik polis meslek yüksek okuluna, askeri okula, spor lisesine ve spor akademilerine. Bu sene on üçüncü senem. Şu an yirmi küsur kaydımız var ve tamamı referansla gelen yani kazandırdığımız öğrenciler. Türkiye’de en düşük puanlarla öğrenciye kazandıran, üniversiteye yerleştiren ekip biziz diyebilirim.

Aktif bir spor adamısınız. Çeşitli kulüplere başkanlık ediyor, teknik direktörlük yapıyorsunuz. Kartal’daki sporun durumunu nasıl görüyorsunuz?

Bir Kartallı ve Kartalspor’un eski bir futbolcusu olarak Türkçedeki kelime karşılığı yazık, içler acısı diyebilirim. Kimse sporun gelişmesi veya bir yerlere gelmesi için uğraşmıyor. İnsanlar artık günümüzde cebimizi nasıl doldururuz, bir yerlerden nasıl soygun yapıp bir yerlerden nasıl çalarız mantığında hareket ediyor. Kartal Amatör Spor Kulüpler Birliği genel sekreteriyim ama unvanımı halen bilmiyorum. Genel sekreteri olduğum yerin anahtarı bile yok cebimde. ‘Bu sistem nasıl değişir hocam?’ diye sorduğunuzda burada doğru bir yapılanmaya, gençlere, çalışan adama ihtiyacımız var. Dışarıdan emir verecek şef çoktur, kolay bulunur. Haliyle eski zihniyet, eski mantık kaldırılmadığı sürece burada hiçbir şekilde spor ilerlemez.

Kartal’ın en büyük sorunu ne sizce?

Kartal’daki temel sorun, belediyeciliğin yetersizliği ve adamcılık kavramıyla ilerlemesi. AKP zihniyetinden hiçbir farkının olmaması. Belediyenin memleketçilik belediyesi olması. Ciddi anlamda rahatsızlık verici bir durum. Mevcut yöneticilerin kendi iradeleriyle yönetmediklerini, dışarıdan farklı güçlerin etkisi altında kaldıklarını düşünüyorum. Bu da ortaya insanları mutlu edecek bir hizmetin çıkmamasına yol açıyor. Örneğin ben spor adamıyım. Kartal Belediyesi’ne ait bir tane havuz, tenis kortu, spor merkezi yok. Bir iskele yok. Derme çatma çakma bir iskele var. Biz zaten yirmi beş yıldır o iskelede yüzüyoruz. Yani bir hizmet yok. Kartal’a ait gençlerin gidip ücretsiz spor yapabileceği bir alan yok. Sadece iki ay yaz okulları var. O da bir öğrenci bir ay diğer öğrencinin öbür bir ay gideceği şekilde düzenleniyor. Bir ayda öğrenciyi adaptasyonuna mı hazırlayacaksınız spora mı hazırlayacaksınız performansa mı hazırlayacaksınız teknik bilgi mi vereceksiniz? Bilime aykırı zaten bu. Bunu yapamazsınız. Sadece gösteriş için yapıldığı sürece belediyenin başarılı olması mümkün değil. Bir de soruyorum Kartalspor nerede? Stat nerede?

Kartal özelinde aktif siyasette yer alacak mısınız?

Allah nasip ederse aktif siyasette yer alacağım. Bugüne kadar da aktiftim aslında ama hep işin mutfak bölümündeydim. Hep haddimizi bildik, büyüklerimiz varken bize düşmez dedik. En büyük yanılgımız da buydu. Kartal’ın genciyim, Kartal’ı benden daha iyi kim bilecek? Farklı ilçelerden birilerinin gelip ilçemizi yönetmesi çok üzücü bir durum. Bugüne kadar öne çıkmayarak hata yaptık. Biz siyaseti sadece ülkemiz için, gençlerimiz için, kendi kitlelerimiz için, burada yaşayan halkımız için kim daha faydalıysa onu destekleyelim şeklinde yaptık hep. Ama önümüzdeki seçim böyle olmayacak. Öncelikle bağımsız olarak bizim burada yaşadığımızı, bizim buradaki benliğimizi, bizim buradaki düşüncemizi, bizim buradaki varoluşumuzu hissettirmek için ne mücadele varsa vereceğiz ve biz bu seçime ortak olacağız.

Nasıl bir Kartal hayal ediyorsunuz?

İnsanların özgür, mutlu olduğu bir Kartal hayal ediyorum. Özgürce yaşanılan, özgürce ibadet edilebilen, camilere sağlanan imkanların aynılarının cemevlerine de yapıldığı, belediyede İş imkanı verilecekse liyakatın esas alındığı bir Kartal. Bir sorgulayın bakalım belediyelerde kaç tane üniversite mezunu var? Kaç tane alanında donanımlı adam var? Düşünsenize ben iki spor akademisi bitirdim. Beni alacaksanız Spor Müdürlüğü’ne almalısınız. Gidip de Yapı Denetim’e alırsanız yanlış yapmış olursunuz. İnsanların mutlu olduğu, şöyle sokağa çıktığımızda eskiden bizim çocukluğumuzda olduğu gibi birbirimize selam verebileceğimiz, oturduğumuz zaman “Allah razı olsun. Belediye başkanımız canavar gibi çalışıyor.” diyebileceğimiz bir Kartal hayal ediyorum. Bunun Lazı, Kürdü, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi, Şafisi yok. Hangi din hangi dil hangi mezhep olursa olsun. Bu konuşmayı yapmak benim hayalimdi. Burada cıvıl cıvıl bir ortamda insanların kültürel etkileşimlerinin olacağı, her kültüre yönelik aktivitelerin yapılacağı bir Kartal. İlçelerdeki belediyelerde sağ sol kavramının, hiçbir şekilde ayrımcılığın olmaması gerekiyor. Bizim hareketimizin de amacı bu. Biz Bağımsız Gençlik Hareketi olarak koyu MHP’lisiyle İyi Parti’lisiyle CHP’lisiyle HDP’lisiyle yani rengarenk bir tabloyla geliyoruz.

Başka bir Kartal mümkün mü?

İnsanoğlunun yaratılışından bugüne dünyada olan değişimlere dönüp baktığımız zaman bütün değişimleri sağlayan aslında en büyük canlı insanoğlu. Dünyanın en güzel, en tehlikeli, en çirkin, en berbat varlığıyız aslında. Bütün özellikleri taşıyoruz biz. Biz istediğimiz zaman dünyayı en güzel hale getirip istediğimiz zaman bir tuşla savaşları çıkaran varlıklarız. Öldüren, katleden.. Örnek veriyorum bu çiçeğe su vermediğim zaman ölecek. Bunun yaşaması için elimden gelen mücadeleyi verdiğim takdirde büyümesini sağlayacağım. Başka bir Kartal… Ben çocukluğumdan hatırlıyorum Pendik’ten tutun ailemin oturduğu Sancaktepe’den tutun Maltepe’sine kadar birçok ilçe Kartal’a bağlıydı.

Bugün dönüp baktığımızda Kartal’da bir Bankalar Caddesi’nin dışında hiçbir yerde hareketlilik, fonksiyon yok. Diğer ilçeler büyüdü, biz diğer ilçelerin torunları gibiyiz, minik minik bebekleri gibi görünüyoruz. Kartal büyür mü? Burada çok büyük bir inşaat, emlak dönüşümü var. Aslında Kartal’ın üzerine oynanılan oyunlardan bir tanesi de bu. Deprem dönemindeyiz, deprem coğrafyasında yaşıyoruz. Düşünün bizim burada bile otururken otobüs geçtiğinde masam sallanıyor. Yıkılacağını bile bile, insanların öleceğini bile bile değişime izin verilmiyor bir yerlerde. Bunun nedeni rantçılık, adamcılık, particilik. Buranın yıkılıp yapılması lazım. Bana bu izni ver. Prosedür neyse, parası neyse verelim yapalım diyor değil mi insanlar? Bunu vermemenin nedeni ne? Kentsel dönüşüme izin vermemenin bana mantıklı bir nedenini söyleyebilir misiniz? Tek bir nedeni var. Çıkar, insanların çıkarları.

Bizim seçtiğimiz insanlar liyakat sahibi olsalar emin olun Kartal Anadolu yakasının cenneti. Kartal’da bulunan deniz, orman, doğa, iklim hiçbir yerde yok. Tüm samimiyetimle söylüyorum bugün bana para verseniz gidip Avrupa yakasında oturmam. Bana deseniz ki hocam Kadıköy’de, Bostancı’da oturun, oturmam. Çünkü Kartal oksijen deposunun ta kendisi, ta yeri. Burada aslında çok güzel şeyler yapılır. Ama ne diyoruz? Ahbap-çavuş ilişkilerini ortadan kaldırarak makamları ve mevkileri gerçekten hak eden kişilere verirsek. Vedat Timuroğlu Karslı. O zaman Karslıları doldurmalı. Hayır, böyle bir şey olmamalı. Bunu yaptığımız sürece bu sistem böyle gelmiş böyle gider mantığıyla devam eder, hiçbir gelişim de sağlayamayız.

Yıllardır Bankalar Caddesi aynı, çay bahçesi aynı. Bir tane gezebileceğimiz yer yok. Yanı başımızdaki Pendik almış başını gidiyor. Doğru kişileri seçemediğimize inanıyorum. Siyaset kişilerin tamamıyla kendi çıkarları, menfatleri için yaptıkları bir şey olduğundan dolayı artık bizim ülkemizde de bu mübah hale geldiği için çok kınayamıyoruz. Gazla çalışan bir toplumuz. Emin olun iki ay sonra bu yapılanlar unutulur. Yine bir karanfille bir çiçekle insanlar kandırılabilir. Biz kendi ekibimiz ve kendi kitlemiz olarak gerçekten onurlu bir davranışla tüm samimiyetimizle duruşumuzu sergileyeceğiz. Makarnalarla veya mercimeklerle kandırılabilecek kadar cahil ve aciz bir grup değiliz çok şükür. Kimimiz tekstilci kimimiz işadamı kimimiz esnaf ben öğretmenim vesaire vesaire.

Bizim bir şeye ihtiyacımız yok. Biz bundan sonra kendi çocuklarımız için, kendi geleceğimiz için, adalet için çalışacağız. Yaman Deniz Timuroğlu’nun babası iki üniversite bitirdi. Gençlik Spor Müdürlüğü’nde çalışan personellerin hiçbiri yüzme bilmez, yüzme antrenörü diye çalışır. İkinci kademe fitness belgeli Vedat Hoca ise boşta. Ama ben Vedat Hocanın yaşadığını oğlu Yaman Deniz’e yaşatmayacağım. Çünkü biz burada büyüdük, Allah nasip ederse burada alacak canımızı. Benim çocuğum da burada büyüyecek. Sadece Kartal’da değil insan dünyanın her yerinde yaşam alanını kendisi belirler. Çocuğuma güzel bir yaşam alanı bırakmalıyım. Sevgi ve saygılarımla. Bizi ziyaret edip, dinleyip zaman ayırdığınız için kulübüm ve şahsım adına sizlere teşekkür ediyorum.

Vedat TİMUROĞLU

http://instagram.com/vedattimuroglu

Anasayfa

*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

5 Replies to “Vedat Timuroğlu ile Sohbet”

Bir yanıt yazın