
Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Rıza Nezihi Tulgar. 1972 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Spor Akademisi’nden mezunum.
Sporla ilişkiniz nasıl başladı?
Açık söyleyeyim, 18 yaşıma kadar 185 cm boyunda 55 kilo bir gençtim, bir kızı etkilemek için Vücut Geliştirme sporuna başladım. Bunun yanında cimnastik ve kickbox da yaptım. Sonra Vücut Geliştirme ve Fitness hayatımın bir parçası oldu.
Bildiğim kadarıyla siz Türkiye’de Vücut Geliştirme ve Fitness Ana Bilim Dalı’nı okuyan ilk altı kişiden birisiniz. Bunun hikayesini anlatır mısınız biraz?
Akademi zamanı herkes uzmanlık için bir branş seçmek zorundaydı. Biz altı arkadaş Vücut Geliştirme ve Fitness Ana Bilim Dalı’nı seçtik, çünkü sektörde akademi mezunu veya iki aylık kursları bitirip kendini antrenör gibi gören ve insanların sakatlanmasına yol açan, antrenörler yüzünden yanlış çalıştırıp, isteklerinin dışında vücutlara sahip olan insanlar gördük. O yüzden, bu branştan Akademik Kariyerli Antrenörler sektörde olsun istedik. Hatta bu ana bilim dalını seçerken önce bölüm başkanlarımızdan itirazlar geldi “iki dumbbell kaldırmanın, bir halter itmenin, iki yay çekmenin branşı mı olurmuş?” tarzında yaklaşımlar oldu. Ama sonuçta ana bilim dalını açtırdık, eğitimimizi aldık, bizden sonra da kapandı. Hatta, sonradan bize laf söyleyen, bizi kınayan akademi hocalarımız, şimdi Fitness kurslarında ders veriyorlar! Hahhahahhahahaha!
Yaşam Koçu ve Personal Trainer olarak ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?
32 yıldır Vücut Geliştirme ve Fitness antrenörlüğü yapıyorum. Son 21 yıldır da Yaşam Koçu ve Personel Trainer olarak hizmet vermekteyim.
Neden Personel Training?
Çünkü bu iş bir motivasyon işi, karşınızdakinin hayatına dokunma işi. Bir Personel Trainer olarak sadece antrenman yaptırmıyorsunuz, hayat tarzını da değiştiriyorsunuz. Bir insanın yaşamına dokunup, olumlu yönde değiştirmek müthiş bir keyif.

Gözlemlediğim kadarıyla sanki erkekler bu işle daha ilgili gibi. Katılıyor musunuz ve katılıyorsanız sizce neden böyle?
Son 14-15 seneye kadar dediğiniz doğruydu. Daha çok erkeklerin ilgi gösterdiği, daha kaslı ve kuvvetli bir görüntüye sahip olup, egolarını yükselttikleri bir spor dalıydı. Ama son zamanlarda spor salonlarında kadınları da çokça görmekteyiz. Daha fit, daha sağlıklı, daha dinç kalabilmek için spor yapan birçok kadın var.
Bu alanda 32 yıllık bir deneyiminiz var. Bu yolculukta neler öğrendiniz?
Bu spor tamamen sabır ve motivasyon işi. Süreklilik isteyen, yaptıkça hedefinize daha net ulaşmanızı sağlayan, sizi daha dinç yapan başka bir spor yok! Üstelik endorfin dediğimiz mutluluk hormonunu da bu kadar üst seviyede başka hiçbir branş sağlamıyor.
Danışanlarınızdan en çok hangi yönde talepler geliyor?
Daha çok kilo vermek. Bunun dışında daha fit, daha kuvvetli, daha pozitif ve enerji dolu bir hayat için benle çalışmak isteyenler var.
Bu işin zorlukları nelerdir?
Bir hedef belirliyorsunuz, bir yol haritası çiziyorsunuz. Danışanınız buna uymuyor, uymadığı için de hedefe ulaşma süresi uzuyor, motivasyonu bozuluyor. Bu işimizin en zor tarafı.
Bu kesinlikle bir motivasyon işi. Bir süreklilik halinde kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
Ben devamlı araştıran, inceleyen biriyim. Yeni bilgiler, yeni öğretiler beni çok motive eder. Aynı zamanda amatör bir doğa fotoğrafçısıyım, doğaya çıkıp çiçekleri, böcekleri, doğanın uyumunu fotoğraflamak kafamı boşaltmada çok işime yarıyor. Aynı zamanda tabii ki sağlam antrenman yapıyorum. Çünkü işimizde görsellik çok önemli.

Danışanlarınızla genellikle disipline dayalı bir ilişki mi kurarsınız? Sözünüzü geçirmek için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Disiplin şart ama tatlı tatlı, asla sert değil! Zaten zamanla tüm danışanlarımla bir arkadaşlık ilişkisi içinde olurum, empati kurabilmek için şart. Ama tabii ki belli bir mesafe ve ölçüde, yoksa asla sözünüzü dinletemezsiniz!
Sadece spor yaparak, belli bir beslenme programına uymadan da, en azından görüntü olarak istenilen sonuca ulaşılabilir mi?
Maalesef çok zor, imkansız değil ama çok zor! Çünkü vücuttaki yağ-kas-su oranını dengelemek ve belli bir forma ulaşmak için bir beslenme programı şarttır. Ama çok da katı olmamalı, çünkü bir ağız tadımız var. Vücut yapacağım diye ağız tadını kaybetmek de doğru bir yöntem değil. Haftada 1-2 defa 1 öğün beslenme düzeninizi bozup (kızartmalar ve çok yağlılar olmamak şartıyla) istediğiniz şeyleri gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz.
Kadın ve erkek danışanlarınızla hazırladığınız programlar düşünüldüğünde en büyük farklar nelerdir? Hangisi sizi daha çok zorluyor?
Anatomik yapı farklılıkları. Erkekler 3’e kadınlar 5’e ayrılıyor anatomik olarak. Ama antrenörlerin çoğu sadece erkek yapı tiplerinden yola çıkıp kadınları buna göre çalıştırdıkları için istenmeyen vücut tipleri ortaya çıkabiliyor. Erkekler; ince tip, piknik tip ve atletik tip olarak 3’e ayrılıyor ama kadınlar; A tipi, O tipi, H tipi, T tipi ve X tipi olarak 5’e ayrılır. Sonra bu yanlış çalıştırılan insanları düzeltmeye çalışmak inanılmaz zor oluyor.
Bel, diz, boyun rahatsızlıkları olan kişilere özel programlarınız var mı? Bilinçli yapılan egzersiz programları ağrılar için nasıl fayda gösteriyor?
İşim gereği birçok fizyoterapi eğitimine katıldım. Aynı zamanda Çapa Tıp Merkezi, Cerrahpaşa Tıp Akademisi, Acıbadem hastaneleri ortopedi doktorlarından eğitim aldım. Eklemlerin ve bağların kuvvetlenmesinde egzersizin önemi çok büyük. Hatta ameliyat safhasına kadar gidebilecek rahatsızlıkları, kas ve eklemleri kuvvetlendirerek ameliyattan döndürebilmek ya da ameliyat safhasını geciktirebilmek mümkün. Kaslar ve eklemler kuvvetlendikçe ağrılar azalıp ortadan kalkıyor.
Birçok alanda olduğu gibi sizin alanınızda da online eğitimler ve danışmanlıklar ön plana çıkmaya başladı. Sizin bu anlamda çalışmalarınız var mı ya da olacak mı?
Evet, günümüz teknoloji çağı, ayak uydurmamız lazım. Benim de online olarak Türkiye’de danışmanlık yaptığım üyelerim var. Hatta İngiltere’de 2, Almanya ‘da 1, Amerika’da 3 danışanım var. Her ay kendilerinden fotoğraf ve yağ ölçümü isterim, ona göre de her ay programlarını yeniliyorum.

Bir de çok tartışılan bir destekleyici besinler meselesi var. Sizin bu konudaki bakış açınız nedir?
Adı üzerinde “Destekleyici Besin”. Eğer günde 3-4 öğün düzenli ve sağlıklı besleniyorsanız hiç gereği yok. Ancak işiniz gereği veya bulunduğunuz ortam gereği yeterince dikkat edemiyor ve beslenemiyorsanız o zaman destek şart. Özellikle günümüzde iki günde bir kompleks vitamin-mineral desteği şart. Çünkü besinlerin çoğuyla oynandığı için, içlerinde yeterli miktarda vitamin-mineral bulunmuyor.
Bundan sonrası için hedefleriniz, hayalleriniz var mı, yoksa hayatını gelişine yaşayanlardan mısınız?
Hayalim, benimle aynı görüşte ve eğitimde antrenörlerle birlikte, insanlara daha kaliteli hizmet veren bir ekip kurmak. Gerekirse yetiştirmek. Zaten sektörde yetiştirdiğim birçok arkadaşım var. Bu kişilerden daha fazla olması en büyük hayalim. Bir de şu anda herkesin rahatlıkla okuyabileceği, içinde egzersiz modelleri bulunan bir kitap üzerinde çalışıyorum. Gelecek nesillere benden, deneyimlerimden ve aldığım eğitimlerden bir iz, bir fayda bırakmak için bu çalışmaya başladım.
0544 401 89 68
rizatulgar@gmail.com
https://www.instagram.com/riza_tulgar
*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.