Psikolog Zulfiyya Aghayeva ile Sohbet

Scroll down to content

Psikoloji alanında olmaya, bu bilim dalında ilerlemeye nasıl karar verdiniz?

Benim için psikoloji alanı kendimi en iyi ifade edebileceğim bir alandır. Psikolog olarak çalışmak sadece insanların sorunlarını anlamalarına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kendini bu işe adamaya karar vermiş bir kişinin iç dünyasını da zenginleştirir. Farklı insanlarla iletişim benim için farklı kişiliklere bir yaklaşım bulmayı öğreterek onların karşılaştığı sorunları anlamama neden olur. İnsanları anlamakla onların yaşam kalitelerini yükseltip hayatta daha başarılı ve daha mutlu olmalarına yardımcı olabildiğimi düşünüyorum. Bir psikolog olarak benim amacım, duygusal zorlukları veya zihinsel hastalıkları olan insanları inceleyerek tedavi etmek, onların ne düşündüklerini ne hissettiklerini ve neden öyle davrandıklarını psikoloji bilimi ışığında sistematik bir şekilde araştırmaktır. Beni Psikoloji alanına getiren en büyük neden kendi becerilerimi, yeteneklerimi, ayrıcalıklarımı, kaynaklarımı ve bilgilerimi, insanların daha koşulsuz sevgi dolu, merhametli ve hoşgörülü insanlar olma yolundaki dönüşümleri için kullanmaktır. Aynı zamanda kendim hakkında daha çok şey keşfetmeyi öğrenerek, değerlerimin, inanç sistemimin farkına vararak, insanların yalnızca yaşadıkları zorlukların üstesinden gelmelerine değil, zihinsel olarak da daha sağlıklı insan olmalarına yardımcı olmaktır.

Öğrenim süreciniz nasıl geçti, hangi eğitimleri aldınız?

Psikoloji bölümü mezunu olarak öğrenim sürecim dolu dolu geçti diyebilirim. Psikoloji lisans eğitimim döneminde temel bilimsel araştırmaya yönelik bilgi ve becerilerimi geliştirebileceğim dersler aldım. Okul döneminde Psikoloji Zirvelerine, etkinliklere, seminerlere, eğitimlere katılarak kendimi geliştirme şansı buldum. Aynı zamanda psikoloji kulübünün aktif üyesi olarak faaliyetime devam ettim. Okul dışında klinik psikoloji eğitim programlarına katılarak stajlar yaptım. Aynı zamanda Çocuk İstismarı ve Mücadele Derneği’nin ve Lösev Lösemili Çocuklar Vakfı’nın gönüllüsü olarak faaliyet göstermekteyim. Londra’da “Pozitif psikoloji”, “Bağımlılığı bırakmak”, “Anksiyete Bozukluğu”, “Travma Tedavisi” eğitimlerine katılarak üstün başarı derecesiyle bitirdim. “Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi” eğitimi, “Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) Uygulama ve Yorumlama” eğitimi, “Cinsel Terapi” eğitimi, Yale Üniversitesi Psikoloji Profesörü Prof. Dr. Paul Bloom ile “Acı Çekmenin Hazzı” eğitimi, “Evlilik ve Çift Terapisi” eğitimini aldım. Bununla birlikte Prof. Dr. Hanna Nita Scherler’in “Geştalt Terapi Yol Haritası” adlı atölyesine katılma şansı buldum. Aynı zamanda Fransız Lape Hastanesi’nde Klinik Psikoloji eğitim programını başarıyla tamamladım. Şimdi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programına devam etmekteyim.

Çalışma alanlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Çeşitli zihinsel, duygusal ve davranışsal sorunlarla ilgili olarak kişilere yardım etmekteyim. Hedefim Ergen ve Yetişkin Terapisi, Evlilik ve Çift terapisi, Cinsel Terapi uygulamakla kişilerin yaşamdan duydukları tatminlerinin ve yaşam kalitelerinin artmalarına yardımcı olmaktır. Ayrıca insanlarla çalışmak için, formülasyonlar ve değerlendirme araçları kullanarak kanıtlarla en iyi müdahale yöntemlerini bularak sunuyorum.

Herkesin bir psikoloğu olmalı mı?

Hayatımızın birçok yönlerinde stresli durumlarla karşı karşıya kalmaktayız. İş, okul, aile ortamından ilişki sorunlarına kadar birçok durumlar kendimizi endişeli hissetmemize neden olmaktadır. Günlük yaşantımızda karşılaştığımız stres ve kaygı devam ederse, sosyal izolasyon, depresyon ve bunun gibi birçok sorunlara yol açabilir. Bence bir birey kendi kişiliği hakkında derin bir iç görü kazanmak istiyorsa veya mücadele ettiği zorlu bir yaşam deneyimi ile başa çıkmak için yardıma ihtiyaç duyuyorsa, bir psikoloğunun olması daha doğru olabilir. Aynı zamanda büyüyen her çocuğun zihinsel, fiziksel ve ruhsal sağlığı için psikoloğunun olması şarttır. Çünkü bugünün çocukları, geleceğimizin yetişkinleridir.

Çocukluğumuz kişinin yetişkinlik döneminde olumlu ya da olumsuz ne kadar etkili?

Çocukluğumuz, bizim yetişkinlik döneminde hem geçmişimiz hem geleceğimiz hem de şimdiki yaşantımızdır. Yani tüm hayatımızı kapsıyor diyebilirim. Çünkü çocukluğumuzdaki ilk deneyimlerimiz, bizimle kalarak hayatımızı etkileyebilir. Tüm bunların sonucunda da ilişkilerimizde problemler yaşayabilir, kişilerle iletişim kurmakta zorlanabilir, insanlardan kaçarak yalnız başına hayatımızı devam ettirebilir, bazen ise insanlar olmadan tek başına bir şeyler yapamayabiliriz. Tüm bunların nedeni çocuklukta yaşadığımız travmalar ve bağlanma stilleri olabilir. Bağlanma bebeğin bakım vereniyle/annesiyle arzuladığı yakınlığı kurması ve devam ettirmesidir. Bu yakınlık güvenli bir şekilde ve doğru biçimde kurularsa, çocuk yetişkin olduğunda kendisine ve çevresine karşı saygısı, özgüveni yüksek olabilir, dahil olduğu çevreye rahat uyum sağlar, olumlu benliği olduğu için kendini yeterli, karşısına çıkan her bir zorlukla baş edebilecek bir kapasitede olduğunu düşünebilir. Aile içinde şiddetin olması, cinsel saldırının yaşanması veya çocuklukta istismara maruz kalınması, uzun süre tekrarlanırsa, Kompleks ya da Karmaşık Stres Bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu travmayı yaşayan kişiler güvensizlik, etkileşimde zorluk yaşadıkları için ilişkilerinde başarısız olabilir. Bunun nedeni çocuklukta karşılaştıkları ilişki türünü tekrar olarak hayatlarında yaşamalarıdır.

Sizce çağımızın en büyük psikolojik problemi nedir?

Bence, çağımızın en büyük psikolojik problemi Tükenmişlik Sendromudur. Teknolojinin gelişmesi, stresli bir yaşam tarzımızın olması, kendimizi sürekli olarak fazla çalışmış ve zorlanmış hissetmek, zaman baskısı altında olmak, hatta günlük zamanımızın bizlere yetmemesi, iş ve aile ortamındaki karşılaştığımız çatışmalar bizleri tükenmiş ve bütün bunlarla baş edemeyecek noktaya kadar baskı altına alabilir. Bundan etkilenen kişiler kendilerini duygusal olarak bitkin ve yorgun hisseder, bununla baş etmek için enerjileri olmaz.

Sosyal medyayı aktif kullanıyorsunuz. Instagram hesabınız için içerikler üretiyorsunuz. Dijitalleşen dünya hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sosyal medyayı kullanmakla kendimi geliştirerek, alanımla ilgili bilgilerimi, düşüncelerimi beni takip eden insanlarla paylaşmaktayım. Son zamanlar dijital teknolojiler farkında olmasak da yaşamımızın tüm alanlarını kapsamaktadır. Dijital teknolojiler hayatımızı daha kolay ve verimli bir hale getirme arzusundan ortaya çıkmıştır. Fakat dijitalleşmenin avantajları olmasına rağmen dezavantajları da vardır. İnsanların birbiriyle gerçek iletişimlerinin azalmasıyla ve Siber zorbalık gibi kasıtlı olarak dijital teknolojiler ile başkalarına zarar verme davranışları ile karşılaşmaktayız. Fakat dijitalleşen dünyada yaşayarak daha faydalı işler görebiliriz. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında dijitalleşmeden faydalanarak topluma daha yararlı bireyler olarak yetişebiliriz. Dijitalleşmiş dünyamızda bizim için ulaşılmaz olan kişilerle tanışabilir, yenilikleri keşfedebiliriz. Ancak tüm bunları yaparken sorumluklarımızı unutmayarak, zamanımızı doğru bir şekilde yöneterek yapmalıyız.

Yaygınlaşan bir yöntem olan online terapi yapma gibi düşünceleriniz var mı?

Covid-19 salgınıyla ilgili olarak, aynı zamanda şehirden uzakta veya yurtdışında yaşayanlar için, fiziksel koşulları veya bedensel engellerinden dolayı bulundukları yerden ayrılmayan kişiler için online psikoterapi seansları vermekteyim. Psikoterapiye ihtiyacı olan kişiler benimle psk.zulfiyya@gmail.com mail adresiyle iletişime geçebilirler.

Mesleğiniz özelinde hedefleriniz neler?

İyi bir psikolog olmak için, benim mesleğim benden her zaman çalışmamı, kendimi geliştirmemi talep ediyor. Hedefim kendi alanımda çok çalışarak, birçok insanların sorunlarını rahatça konuşabilecekleri ve koşullarını paylaşabilecekleri şekilde çözmelerine yardımcı olmak, onların sağlığına özen göstererek yaşamları için en iyi koşulları yaratabilmektir.

https://www.instagram.com/psikolog_zulfiyya

psk.zulfiyya@gmail.com

*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin