
Neşe Hanım öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
İlk olarak bana bu fırsatı verdiğiniz için size ve ekibinize teşekkür ederim. Memur bir ailenin ortanca çocuğu olarak İstanbul’da doğup büyüdüm. Ardından ailecek Bodrum’a gelmemizle birlikte burada yaşamaya devam ediyorum. Süleyman Demirel Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Erart Güzel Sanatlar Akademisi Moda Tasarım mezunuyum. 25 yıllık çalışma hayatımda ise Grafik Tasarımcı olarak kitaplarımın kapak tasarımları da bana aittir.
Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?
Kendimi bildim bileli hayal etmeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi severim. Bu sayede okuma ve yazmayı erken sökmüşüm. Ağbimin bana aldığı 101 Dalmaçyalı kitabınıı henüz okula başlamadan okumaya çalışmıştım. İlkokul dördüncü sınıf sonrası kitabı tekrar okumamla birlikte çocuk klasiklerini tek solukta bitirir olmuştum. O zamanlardan başlayan okuma sevdası ile yazmam da kaçınılmaz oldu.
Yazmış olduğunuz kitaplarınızın içeriğinden bahsedebilir misiniz?
Şu ana kadar 4 roman ve 1 şiir kitabım yayınlandı. İlk kitabım Zümrüt Meleği bir kadının çocuk yaşlardan itibaren başlayan hayatının macera ve sırlarla dolu geçişlerinde nasıl en dipten zirveye tırmandığını anlattığım, aşk dolu otobiyografik bir eser.
İkinci kitabım Savaşın Melekleri; 11 yaşındaki bir çocuğun cesaretinden etkilenerek, işgal altındaki insanların vatanlarını düşmandan kurtarma hikayesidir. Bu kitabımdaki karakterlerimin hayatlarını ayrı ayrı kitap olabilecek şekilde işlerken aslında tek yayınla birçok hayatı anlatmış oldum.
Üçüncü kitabım Şeytan Çıkmazı ise egosuna ve hırslarına yenik düşen insanların, nasıl şeytanlaştığını anlattığım bir korku romanıdır. Ailesinin intikamını almak için ruhunu âdeta satan Azra’nın, Mert karakteri gibi güçlü ve dürüst biri ile yolları kesişince planları alt üst oluyor. Kitapta İstanbul’un kadim sırlarıyla dolu tarihini ve mekanlarını; gerçek bilgilerle harmanlayarak hikayeleştirmem okurlardan olumlu sonuçlar almamı sağladı.
Dördüncü romanım Aşk Meleğim de Fantastik Komedi türünde yazarken eğlendiğim bir kitabımdır. Birbirine zıt iki Serafim Meleğinin aldıkları ceza sonucu, düşen meleklerin yanına dünyaya sürgün edilmelerini konu alıyor. Yeryüzünde de inatlaşmaya devam eden meleklerin doğaüstü güçlerinden uzak kalmaları ve insan olmaktan bihaber oluşları olayların komik bir şekilde ilerlemesini sağlıyor.
Son kitabım Sonsuz Bir Aşkın Gölgesinde, Saklı Şiirlerim alt başlığı ile yayımlanmış bir şiir kitabıdır. Uzun süren bir ilişkinin ardından hâlâ unutulamayan o güzel anılara ithâfen isimlendirilmiştir. Ayrıca içinde bana ait özlü sözlerim de bulunmaktadır. Kapağında bulunan sözümü izniniz olursa sizlerle paylaşmak isterim.
Elbette.
“Şu gönül aşkın önünde bir gölge. Sevildiğin kadar sev ama asla eğilme!”
Çok anlamlı bir söz. Bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Kitaplarınızla ilgili olumlu dönüşler var. Bu başarınızın sırrı nedir, yaşadığınız bu duyguyu tarif eder misiniz?
Çocukluğumdan bu yana güçlü bir karakter sergilesem de çok duygusal bir yapıya da sahibim. Dünyanın bir cennet olabilecekken bu hale gelmesine karşılık yaşanan onca kötülüğün son bulmasını hayal ederim. Kitaplarımda da vazgeçmemenin, dürüstlüğün ve kendine inanmanın ne denli önemli olduğundan bahsettiğim için dikkat çektiğini düşünüyorum. Sonuçta benim gibi düşünen insanlardan olumlu yorumlar almak beni mutlu ediyor.

Yazma sürecinden biraz bahseder misiniz, yazarken neler hissediyorsunuz, size ilham veren şeyler nelerdir?
İlk kitabımı on sekiz yaşımda tuttuğum günlüğümden yola çıkarak yazdım. Yaşadığım hayal kırıklıklarını sanki kalemimin sihri ile bir bir aşmak, beni gerçek dünyadan uzaklaştırmadan mutlu ediyordu. Hatta yazdıklarımdan ilham alıp kendime olan güvenimi de besliyordum. Böylelikle her türü deneme isteğimle birlikte otobiyografi, dram, korku, komedi ve şiir kitaplarım oldu.
Aileniz ve yakın çevrenizden aldığınız dönüşleri paylaşmak ister misiniz?
Beni tanıyan herkesin olumlu desteği dışında, belki de her birey gibi kendini ailesine ispatlamaya çalışan biri olarak, Savaşın Melekleri kitabımı, özellikle babamın gözyaşları içinde okuduğunu görmem beni garip şekilde gururlandırmıştı. Altını çizmek isterim babam sert mizaçlı ve asla ağladığı görülmemiş biridir. Sonuçta duyguyu verebilmiş olmaktan dolayı mutlu olmuştum.
Yeni bir kitap projeniz var mı?
Sonsuz kitap yazmak istiyorum. Özellikle bilgisayar başına geçtiğim anda zihnimde canlanan hikâyeler parmaklarıma yansıyor. Bazen odama sessizce giren yeğenim, rahatsız etmeden beni yazarken izler. Hipnoz olmuşcasına yazdığımı söyler. O anda gürültülü bir müzik de çalsa asla durmam. Tüm bunların yanında gözlerimle ilgili beklenmedik bir sağlık sorunu beni şimdilik durdurmuş durumda. Sesli olarak yazmaya geçmeyi düşünüyorum.
Açıklamalarınız için teşekkür ederiz. Son olarak sizi okuyan, takip eden okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı? Yazar olmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Elbette var. Kitap okumak geçmiş zamanlarda popülerdi. Sonuçta zamanın getirisi teknolojilerden farkı yoktu. İnsanların kendi çevreleri dışında gözlemleyebildiği; tiyatrosu, radyosu, televizyonu ya da sosyal medyası gibiydi. Bu yüzden de kitap okumak bunların gerisinde kalmış olabilir. Şunu unutmayın ki giderek yozlaşan ve bozulan düzene karşılık sadece kitapların edebi dili insanları doğru şekilde geliştirebilir.
Yazmak içten gelen bir dürtü. Tıpkı resim yapmak gibi. İlham geldiğinde kelimeleri sınırlamadan yazmak gerek. Sonrasında zaten tekrar tekrar okuyup kitabınızı şekillendireceksiniz. Yani yazdıklarınızın ilk editörü yine kendinizsiniz. Yazarken de “Hayal gücünüzü asla sınırlamayın.”
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.
Neşe Kaya
Tasarımcı / Yazar
0 542 552 24 90
nesesansiri@gmail.com
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.