
Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Birsen Eker. Kelimelerin peşinden giden bir yolcuyum. Şiir, öykü, deneme… Her biri benim iç yolculuğumun bir yansıması. Her kelime, her cümle, içimdeki dünyayı dışarıya taşımanın bir yolu. Bir yazarın yalnızca yazdıkları değil, yaşam şekli, düşünme biçimi de yazdıkları kadar kıymetlidir. Ben de bu kıymeti, kalemimle ve yüreğimle keşfetmeye çalıştım. Sözcüklerim, ne fazla ne eksik, sadece kendim. İçimdeki derinlikleri ararken yazdım; bazen bir çocuğun gülüşünden ilham aldım, bazen tarihin derinliklerinden. Ama her satırda bir şeyler bıraktım, biraz da kendimi.
Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?
Edebiyat benim için hep bir kurtuluş, bir özgürlük alanı oldu. Bir çocuğun hayal gücüne dokunarak başladım, okuma yazmayı öğrendiğim ilk yıllarda. Kitaplar, bana başka dünyaların kapılarını araladı. Bir zamanlar hayal ettiğim, düşündüğüm her şey kelimelere dökülürken ben de bu yolculukta büyüdüm. Edebiyat, yaşamı ve dünyayı anlamamın, kendimi tanımamın en güzel yoluydu. Yazmaya başladığımda, sanki tüm evrenin gizemini çözmeye çalışıyordum. İçimdeki ses, bana hep şunu söyledi: “Kelimelerle konuş, dünyayı onlarla hisset.” O günden sonra her an, her satır bir keşif oldu.
Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazmak, benim için yalnızca bir ifade biçimi değil, varoluş biçimidir. Bir dizeye, bir hikâyeye dökülen her düşünce, bir arayışın parçası. Yazarken dünyaya karışır, dünyadan bir parça alırım. Kendimi anlamak, içimdeki sessiz duyguları kelimelerle şekillendirmek için yazıyorum. Kalemin ucunda, hep bir yolculuk var. Bazen yalnızlık, bazen sevda, bazen tarihin acı izleri… Her kelimeyle derinleşen bir ilişki kurarım. Yazmak, yaşamanın başka bir şeklidir; duygularımı, düşüncelerimi dışa vurmanın en saf hali. O yüzden her yazı benim içimdeki izleri anlatır, bir nehir gibi akar ve okuruyla buluşur.
Edebiyat ve sanat çalışmalarınız hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Edebiyat benim hayatımın en değerli parçası, bir kimlik arayışı, bir iç sesin yansıması. Şiirle başladım, ama zamanla hikâyeler, denemeler, çocuk kitapları gibi farklı türlerle de yol aldım. Her kitabım, bir zaman dilimini, bir dönemi yansıttı.
“Küçük Tavşan Ayda” adlı çocuk kitabımda, çocukların hayal dünyasına bir kapı araladım. Ardından “Kitap Dostu Ayda” ile bu yolculuğu devam ettirdim. Çocuklara kitap sevgisini, hayal gücünü anlatmaya çalıştım. Yetişkin edebiyatına da el attım. “Edebiyat Çeşmesi”, “Bir Destandır Çanakkale” ve “Ateş Böcekleri” gibi derleme eserlerimle hem tarih hem de insanlık hallerini bir arada sundum. Tarih, halk hikâyeleri, insanın en derin duyguları… Her bir kitap, bir anı, bir yaşam kesiti, bir duygu yoğunluğu taşıdı.
Kitaplarımda sadece kelimeleri değil, insan ruhunun derinliklerini de yansıtmaya çalıştım. Edebiyat, benim için yalnızca yazmak değil, insanlara dokunmak, onları hissettirebilmektir.
Eserlerinizi üretirken beslendiğiniz ilham kaynakları nelerdir?
İlham, bir çiçeğin yaprağında, bir gözdeki yansımalarda, bir sokak köşesindeki sessizlikte gizlidir. Doğanın her anı, insanın her hareketi bana ilham verir. Çocukluğumdan, halk hikâyelerinden, tarihimizin kahramanlık destanlarından beslenirim. Her zaman için yazı, yalnızca bir teknik değil; bir his, bir duygu akışıdır. İnsan ruhunun derinliklerine dokunan her şey ilham kaynağım olur. Çanakkale’nin destanı, bir şehidin gözündeki umut, bir çocuğun saf bakışı… Hepsi yazdıklarımda var. Bir şiir, bir anı, bir şarkı dizesi bile bana ilham verebilir. Çünkü yazı, sadece yazmak değil; her anı, her duyguyu keşfetmektir. Her kelime, bir ilham kaynağından doğar ve hayatımda anlam bulur.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Bu röportaj fırsatını bana sunduğunuz için teşekkür ederim. Yazarlık, bir yolculuktur ve ben bu yolculukta bir adım daha atmış oldum. Her satırda biraz daha büyür, her okurla bir parçamı paylaşırım. Edebiyatın, bir zamanlar suskun kalan kalplere dokunduğuna inanıyorum. Umuyorum ki yazdıklarım, okurlarımda bir iz bırakır, bir hatıra olur. Yazmak, yaşamak gibidir; insan yazar, okur, birbirini anlamaya çalışır. Yıllar sonra birileri bu satırları okuduğunda, ben yine onların iç dünyalarına bir dokunuş bırakabilirim.
Edebiyatın gücüne ve insanın kalbine olan inancım sonsuz. Her bir kelime, bir dua, bir dilek gibidir; okuruyla buluştuğunda gerçeğe dönüşür.
https://www.instagram.com/yazar_birseneker
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.