
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Bahri Tuğcan Kolbaş. Otuz üç yaşındayım. Kadıköy Anadolu Lisesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukatım ve halihazırda Marmara Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku alanında doktora yapıyorum. Daha önce akademik bir çalışma olarak “Suçluların İadesi” isimli kitabım çıkmıştı ancak edebi anlamda ilk romanım “Muvakkatname” yeni çıktı.
Neden hukuk?
Hukuk, dünyanın nasıl işlediğini ya da işlemesini tasarladığımızı anlamanın en metodik yollarından biri. Üniversitede hukuk fakültesini seçerken de ana motivasyonum dünyanın işleyişine olan merakım olmuştu. En başından beri hukuk dersleri ve kitaplarını bir meslek eğitimi olmaktan çok genel kültür eğitimi olarak görmüşümdür.
Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?
Edebiyata olan ilgim küçüklüğümden beri vardı. Annem ve babamın ben küçükken evimizde benim için oluşturduğu küçük bir kitaplığımız vardı. Okumadığım zamanlarda dahi sıklıkla kitaplığa gider ve kitapları karıştırırdım. Daha sonraları bu ilgim yoğunlaştı ve kendi yazılarımı yazmaya doğru evrildi.
Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazmak bende bir filmi ilk defa izlemek gibi bir etki uyandırıyor. Her ne kadar yazan ben olsam da oluşturulan dünyanın sınırlarını keşfetmek ve içindeki çelişkilerle mücadele ederek onu test etmek bende merak ve heyecan uyandırıyor. Kendimi yazan kişi olarak değil de var olan bir dünyayı keşfeden biri olarak görüyorum. Tıpkı bir filmi izlerken daha sonra ne olacağını merak eden biri gibi yazıyorum.

İlk romanınız Muvakkatname çıktı, yolu açık olsun. Kitabın yazım süreci nasıl gelişti?
Kitaba ilişkin hikâye beş altı yıldır aklımda vardı ancak hikâyeyi ne şekilde ele alacağım ve nasıl bir dilde yazacağım konusunu henüz kesinleştirmemiştim. Bu sorunu çözdükten sonra yol kendini apaçık etti ve yazmaya başlayıp tamamlamam iki ay sürdü. Bakış açısı ve mantığını belirlemenin yanında yazıya dökmek benim için en kolay bölümdü diyebilirim.
Düzenin çıkmaz sokaklarında boğulmakta olan bir jenerasyonun isimsiz bir ferdinin başından geçen bir hikaye anlattığınızı söylüyorsunuz. Gerçekten düzen tarafından boğulan bir jenerasyon mu var sizce?
Her neslin kendine has problemleri vardır. Benim neslimin problemi de başka bir dünyada yetişip yeni bir dünyada uyanmak oldu diyebilirim. Bunu kaderin cilvesi ya da gözden kolay çıkarılabilmenin acımasızlığı olarak adlandırabiliriz. Her ne kadar bu neslin içindeki orta sınıftan maddi olarak başarılı çıkanlar olsa da ruhsal olarak sağ çıkan olduğunu düşünmüyorum.
Gelecek güzel günlere inanıyor musunuz?
Umutsuz yaşanmıyor. Gerçeklere bakıldığında aydınlık bir gelecek görmek zor ama insan doğasının en önemli yönlerinden birisi de en karanlık anlarda bir çıkış yolu bulabilmesidir. Dolayısıyla beklentim yok ama umudum var diyebilirim.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Şu ana kadar kitapla ilgili geri dönüşler çok olumlu. Umarım anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir. Yazarlık bir süreç, devamlı olarak gelişmek ve değişmek gerekiyor. Umarım kitabı herkes beğenir. Herkese keyifli okumalar dilerim.
https://www.instagram.com/tugcankolbas
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.