Bizim toplumumuzda “takdir ediyorum” demek neredeyse “bilmiyorum” demekle eşdeğer. Asla kolayca “Takdir ediyorum” diyemiyoruz. Neden? Biraz bunu sorgulamak istedim. Çünkü gerçekten de, biz “helal olsun, tebrik ederim, takdir ediyorum” demekte zorlanırız. Başkasının iyi yanını görmek, kendi içimizde bir eksiklik duygusunu tetikler sanki. Başkasının başarısını gördüğümüzde içimizde bir yer, istemsizce kendi yetersizliklerimizi hatırlatır ve tam o anda, kıskançlık denilen o gölge yanımız devreye girer, fark etmesek de.

Derine inmeye başladığımızda aslında çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Ama ezberletilmiş kalıplar, çocuklukta bilinçaltımıza öyle kök salar ki… 

Hepimiz hatırlarız: “Bak komşunun oğlu şurada başarılı olmuş, sen ne yaptın?” ya da “Bak komşunun kızı alanda başarılı, sen otur öyle.” İşte o kıskançlığın, o başkasını takdir edemeyişin tohumu orada atılır.

Düşünelim. Hiç takdir edilmeden büyüyen birinin, başkasını takdir etmesi mümkün müdür? Sanmam. Çünkü ona bu “erdem” hiç öğretilmemiştir.

Aslında mesele çok açık. Biz çocuklarımıza başarıyı yanlış anlatıyoruz. Başarı sadece bir ödül, bir derece, bir alkış değil. Gerçek başarı; başkalarını takdir edebilecek kadar güçlü, olgun ve bilinçli bireyler yetiştirebilmektir. Çünkü şunu öğrenmemiz gerek: Başkasını övmekle biz küçülmeyiz. Kimse kimsenin ışığından eksilmez. Aksine, insan ancak o zaman büyür.

Genelden bahsetmiyorum…
Evet, bazen takdir edildiğim, kendimi iyi hissettiğim anlar oluyor. O anlarda insan bir nebze ferahlıyor, içi ısınıyor. Ama bir şey var ki; artık neredeyse her gün karşılaştığım bir durum bu. Benim başardığım şeyleri herkesin kolayca başarabileceğini sanmaları.

Ben yazabilen biriyim. Yazdıkça karşılık bulan, yazdıkça içini dökebilen ve kalemiyle kendi yolunu çizecek kadar güçlü bir kaleme sahip olduğumun farkındayım. Ama insanlar sanki herkesin yeteneği bir kalıptan çıkmış gibi düşünüyor. Dün biriyle karşılaştım. “Kitap çıkarmışsın, hayırlı olsun, tebrik ederim” demesini beklerken, doğrudan şöyle dedi:
“Ya senden görüyorum da… Acaba ben de yazabilir miyim?”

Ben herkesi yazmaya teşvik etmeye çalışıyorum. Kalemi eline alan, cesaret eden her insanın arkasında durmak isterim. Ama bazen içimden şunu haykırmak geliyor:
“Be kardeşim, senin hayalini kurduğun o yolda ben uzun zamandır varım… Şu emeği bir takdir etsene!”

Ama diyemiyorum işte. Çünkü bizde önce takdir etmek değil, kendine pay çıkarmak adet olmuş…

Her başarı, sadece hayalin değil, o hayal için dökülen alın terinin eseridir. Bunu görebilen gözlere selam olsun.

One Reply to “Takdir Edilmek”

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin