Yine doğruların herkesçe bilindiği ama neredeyse kimse tarafından uygulanmadığı bir günden herkese merhaba.
Düşünüyordum az önce… Neyi, ne kadar yazmalı insan? Hangi doğruyu dile getirmeli, hangisini içinde saklamalı? Derken bir ankete denk geldim. Ankette bir doğru, bir de yanlış davranış örneği vardı. Herkes tahmin edersiniz ki doğru davranışı işaretlemiş. Ama ben duramadım, sorguladım. Madem herkes doğruyu biliyor, peki bu kadar yanlış kimin eseri?
Haydi bakalım, düştük yine düşüncenin karanlık kuyusuna.
Ve o an aklıma “Pautus, non dole.” geldi.
Erdemli olmanın aslında en güzel örneği olan bu hikayeyi sizlerde bilmelisiniz diye düşündüm. Tabii biraz erdemli olmayı açmak gerekiyor sanırım.
Erdemli olmak; doğruyu söylemek değil, doğruyu yaşamak meselesidir. Canının yanmasına rağmen, doğru olanı yapmaktır.
Bizim toplumumuzda böyle değil bu durum, erdemli olmanın canı cehenneme. Önemli olan, “Ben ne kadar güvendeyim?” hissi. Doğru olan değil, rahat olan tercih ediliyor artık. Vicdanın yerine, konfor pusula olmuş.
Toplum olarak, yavaş yavaş erdemi susturuyor, onun yerine menfaati konuşturuyoruz.
Şimdi biraz Pautus’tan bahsetmek istiyorum.
Pautus, Eski Roma’nın aristokratlarından biridir. Dönemin imparatorunu tahttan indirmek üzere bir darbe planlamış, fakat başarısız olmuş ve yakalanarak idama mahkûm edilmiştir.
O dönemde, bir soylunun idamı bizzat kendisine yaptırılırmış. Soylu bir adam, kendisine verilen bıçakla bir odada kendi canını almalıymış.
Pautus, bir odaya kapatılmış. Dışarıda ailesi, onun kendisini öldürmesini beklerken, içeriden gelen ayak seslerinden anlamışlar. Bu adam yapamayacak.
Pautus’un korkup kendini öldürememesinden utanmışlar. Korkaklık, erdemleriyle tanınan bu insanlar için en aşağılık halmiş. Bahanelerin dile getirilmediği arkasına saklanılmadığı o toplumda insani bir duygu olan korku, yapılması gerekene engel oluyorsa insani hasletlerin tamamını değersizleştiren karakteri sıfırın altına indiren ve tüm saygınlığı yerle bir eden utanç kaynağı bir zayıflık olarak görülüyormuş.
Sonra karısı dayanamayıp içeri girmiş.
Hiçbir şey söylemeden bıçağı almış, gözünü bile kırpmadan karnına saplamış.
Ardından bıçağı yavaşça çekip, eşinin gözlerinin içine bakarak demiş ki:
“Pautus, non dole.”
Yani: “Pautus, bak acımıyor.”
Bu hikâyeyi ilk duyduğumda, içimde derin bir sarsıntı hissetmiştim.
Çünkü anladım ki; erdemli bir toplumda, erdemsizlik utançtır ve tahammül edilmez.
Şimdi size asıl söylemek istediğim şey, gerçekten değişmek mi istiyorsunuz?
Sadece doğruları bilmekle yetinmeyip, onları hayata geçirmek mi istiyorsunuz?
O halde hatırlayın o kadının sözünü: “Non dole.” “Bak acımıyor.”
Çünkü erdem, korkuya rağmen yürüyebilmektir.
Bugün bir adım at. Küçük de olsa doğruya doğru bir adım. Belki de gerçekten “acımıyor”…
müthiş bir farkındalık 👏👏👏
erdemli ve cesur kalabilnelere selam olsun