
Bir distopyanın eşiğinde olduğumuzu hissediyorum. Son beş senedir hiçbir şey eskisi gibi değil. Hiçbir şey eskiden bildiğimiz gibi değil.
Her zaman değişim ve dönüşüm olmuştur ama bu seferki öyle değil. Çok hızlı ve kontrol edilemez bir dönüşüm bu. Üstelik neyin tam olarak neye dönüştüğü de belli değil.
2020 bir şeylerin başlangıcıydı, 2030 da sonu olacak büyük ihtimalle. En net bilgim bu aslında. Şu an tam ortasındayız olmakta olanın. Hatta ortasını bile geçtik. Bundan sonraki süreçte sürat artacak muhtemelen.
Ben iyi olmasını diliyorum ve umuyorum. Temennim her zaman bu yöndedir ama iç sesim olaylara bu yönde bakamıyor maalesef. İçimden gelen ses yasakların, kuralların artacağını söylüyor.
Konu hakkında danıştığım ChatGpt bile bundan sonraki dönemin kontrollü özgürlük dönemi olacağını söyledi. Herhangi bir davranışa zorlanmayacağız belki ama yapmak istediğimiz herhangi bir davranış, atmak istediğimiz herhangi bir adım izinlere tâbi olacak. Böyle görünüyor ve bu benim gibi bir özgürlükçü için kabul etmesi çok zor bir durum.
Herhangi bir davranışta bulunurum ya da bulunmam, adım atarım ya da atmam, bunun kararını benim vermem gerekir. Ötekisi köleliktir.
Köleliğimizle daha fazla yüzleşeceğimiz zamanlar geliyor gibi. Kotalar, puanlar ve dahası. Şirinler’i görmek istiyorsak uslu çocuk olmamız gerekecek. Uslu çocuklar kurallara uyar. Peki kuralları kim koyar?
Kuralları efendiler koyar. Efendilere kural işlemez. Köleler apartmanlarda, sitelerde. Efendiler villalarda, köşklerde. Köleler menzili sınırlı elektrikli otomobillerde. Efendiler özel uçaklarda, jetlerde.
Kölelere yapay et, efendilere doğal et. Efendiler her şeyin sahibi, köleler daimi kiracı. Sınıf atlamak diye bir şey de yok.
Sınırlı ve özgürsün insan. Her zamankinden daha sınırlı, her zamankinden daha özgür. Bir de hiçbir şeyin olmayacak ama çok mutlu olacaksın. Kim bilir, belki.
Bu meseleye devam ederiz.