
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Psikolog Fatma idil Kaya. Bilişsel davranışçı terapi ve cinsel terapi üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Mehmet Zihni Sungur ile aile danışmanlığı eğitimimi tamamladım. Aile ve çift terapisi de yapmaktayım. Bireylerin kendilerini daha iyi tanımalarına, duygularını anlamalarına ve içsel denge kurmalarına yardımcı olmaya çalışıyorum.
Neden psikoloji?
İnsan zihni, duyguları ve davranışlarının ardındaki nedenler her zaman ilgimi çekmiştir. Küçüklükten beri insanların bir cümlesinin, bir bakışının ya da sessizliğinin arkasında ne olduğunu merak etmişimdir. Zamanla fark ettim ki bu merak sadece yüzeysel bir şey değil; insanı anlamaya, ona dokunmaya dair derin bir istek de uyandırıyordu bende. Psikolojiyle tanıştığımda, bu alanın benim için bir meslekten çok daha fazlası olduğunu anladım. Bu hem insanlara eşlik edebilmenin hem de onların içsel yolculuğuna tanık olabilmenin benim için ne kadar anlamlı olduğunu gösterdi.
Çalışma alanlarınız nelerdir?
Bilişsel davranışçı terapi ekolü ile çalışıyorum. Aynı zamanda cinsel terapi eğitimimi tamamladım. Bu alanda da danışan alıyorum. Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur ile aile danışmanlığı eğitimimi tamamladım. Aile ve çift terapistliği de yapıyorum. Çocuk ve ergen alanında oyun terapisi ve test eğitimleri ile çalışıyorum. Aynı zamanda ebeveyn danışmanlığı da veriyorum.
Çocukluk, hikayemizin neresinde kalıyor?
Bana göre çocukluk hayatımızın temelini oluşturan en derin, en sessiz ama en etkili bölümlerden biri. Orada kurulan cümleler ve hissettiğimiz sevgi ya da eksikliği, çoğu zaman farkında bile olmadan hayat boyu yanımızda taşınıyor. Yetişkinlikte karşılaştığımız birçok duygunun ya da davranış kalıbının sebebine indiğimizde karşımızda çocukluğumuzu buluyoruz. O zaman anlıyoruz ki, içimizi daraltan ya da bizi tutan birçok şey, bir zamanlar çocuk olan halimizin taşıdığı yükler. Bu yüzden çocukluk dönemini anlamak, oradaki halimize şefkatle yaklaşmak çok önemli. İnsan, kendi çocukluğunu anladıkça kendine daha yumuşak, daha kabul dolu bakmaya başlıyor. Ve bu da gerçek iyileşmenin adımlarını atmamızı sağlıyor.
İnsan kendi kendini iyileştirebilir mi?
Evet, kesinlikle iyileştirebilir. İnsanın doğasında, belki de çoğu zaman unuttuğumuz, büyük bir iyileşme gücü var. Yaralandığımız gibi, iyileşme kapasitemiz de var. Ancak bu iyileşme süreci her zaman kendi kendine kolayca ortaya çıkmayabiliyor. Bazen içimizdeki o sesi duymak zorlaşıyor, bazen hangi duygunun bizi neden etkilediğini bile ayırt edemiyoruz. İşte tam da burada devreye farkındalık, sabır ve kendimize şefkatle yaklaşma hali giriyor.
Bir psikologla çalışmak kişiye nasıl bir fayda sağlar?
Bir psikologla çalışmak, kişinin kendini daha derinlemesine tanımasına yardımcı olur. İnsan duygularını güvenli bir alan olarak tanımlayabildiği yerde ifade etmeye başladıkça rahatlamaya başlar. İnsan bazı yükleri yalnız taşımak zorunda olmadığını fark ettiğinde, kendine daha şefkatle yaklaşmaya başlar. Terapi, sadece sorunları çözmek değil; kendinle yeniden bağ kurmak, ne hissettiğini anlamak ve hayatı daha bilinçli yaşamak için güçlü bir destek alanıdır.
Hem çocuklarla hem ergenlerle hem de yetişkinlerle çalışan biri olarak sizce bu üç ayrı grubun ayrı ayrı en fazla muzdarip olduğu konu ne?
Bu durum kişinin kendi geçmişine, çevresine ve yaşantılarına göre değişkenlik gösterir tabii ki. Ancak literatür taramalarında genelde çocuklar en çok güvende hissetmemek ve duygularının anlaşılmadığını hissetmekten etkileniyor. Özellikle erken çocukluk döneminde güvenli bağlanma ihtiyacı karşılanmadığında, bu durum çocuğun ilerleyen yaşlardaki benlik algısını ve ilişki kurma biçimlerini etkileyebiliyor. Ergenlerde ise en sık karşılaştığımız konular; kimlik karmaşası, aidiyet arayışı ve sosyal baskılar. Sosyal medyanın da etkisiyle bu baskı daha görünür hale geldi. Kendini tanıma sürecinde karşılaştıkları belirsizlikler, kaygı ve özgüven sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Yetişkinler ise genellikle değersizlik duygusu, tükenmişlik ve geçmişte bastırılmış duyguların etkisiyle terapiye başvuruyorlar. Çoğu zaman farkında bile olmadan taşıdıkları çocukluk yükleri, yetişkinlikte farklı biçimlerde kendini gösterebiliyor. “Yeterli miyim?”, “Sevilmeye değer miyim?” gibi temel soruların altında yatan duygularla karşılaşıyoruz. Her yaş grubunun ihtiyaçları, kırılganlıkları ve güçlü yanları farklı. Ama hepsinin ortak noktası anlaşılmaya, görülmeye ve yargılanmadan kabul edilmeye duyulan ihtiyaçları.
Kendini sıkışmış, bunalmış, karanlıkta kalmış hissedenlere tavsiyeleriniz neler olur?
Bu tür duygular, yaşarken çok yoğun ve kalıcı gibi hissedilse de aslında geçicidir. Bilişsel Davranışçı Terapi’ye göre düşüncelerimiz, duygularımızı ve davranışlarımızı doğrudan etkiler. Yani o an içinden çıkılamaz gibi görünen ruh hali, çoğu zaman zihnimizin bize anlattığı hikâyelerden beslenir. “Hiçbir şey düzelmeyecek” ya da “Ben bu yükü kaldıramam” gibi düşünceler, farkında olmadan duygularımızı daha da ağırlaştırabilir. Bu noktada ilk adım, bu düşünceleri fark etmek ve sorgulamaktır. Zor bir duygu geldiğinde, kendimize “Bu his bana ne anlatmak istiyor?” diye sormak iyileştirici bir başlangıç olabilir. Çünkü her duygu, bize dair bir şeyler söyler. Bu duygularla savaşmak yerine onları anlamaya çalışmak gerekir. Her şeyi bir anda düzeltmek zorunda değilsiniz. Kendinize nazik davranın, yüklerinizi hafifletmek için destek almaktan çekinmeyin. Unutmayın, en karanlık an bile geçicidir. Bazen yalnızca biriyle konuşmak bile o karanlıkta bir pencere açmanıza yardımcı olabilir.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Eğer buradaki birkaç cümle bile birilerine ışık tutmaya yardımcı olursa ne mutlu. Şunu unutmamak gerekiyor: Hepimizin zaman zaman zorlandığı, yorulduğu, çıkış yolu aradığı anlar olabilir. Bu, insan olmanın bir parçası. Destek istemek bir zayıflık değil, tam tersine kendini önemsemenin ve hayata sahip çıkmanın bir yoludur. Yalnız değilsiniz.
pskfatmaidilkaya@gmail.com
https://www.instagram.com/pskfatmaidilkaya
*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.