Yazar Arzu Candan Sürmen ile Sohbet

Scroll down to content

Sizi tanıyabilir miyiz, Arzu Candan Sürmen kimdir?

Arzu Candan Sürmen İstanbul’da doğdu; bazılarına göre dünyanın kalbinde, bazılarına göre ise hiç susmayan bir kornanın dibinde. Çocukken hayal gücü o kadar genişti ki, mahalle kedilerine bile rol dağıtırdı. Yolu bir gün Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yazarlık Bölümü’ne düştü; orada kelimelerin sadece cümle kurmak için değil, bazen insanın kalbini altüst etmek, bazen de hayatı tatlı tatlı ti’ye almak için var olduğunu keşfetti. Defterlerine hep iki şey yazdı: unutulmaması gereken cümleler ve “keşke ben yazsaydım” dedirten başkalarının sözleri. İnsanlara bakarken karakter analizi yapma huyunu bırakmadı, ama bunu yüzüne karşı söyleyecek kadar da cesur olmadı. Şimdi hâlâ yazıyor, çünkü biliyor ki sustuğunda kimse onu anlamıyor; yazdığında ise herkes “beni anlatmış” sanıyor.

Edebiyata olan ilginiz nasıl başladı?

Edebiyata ilgim, çocukken annemin ‘hadi uyu’ cümlesini bile kafamda üç farklı sonla kurgulamamla başladı; sonra fark ettim ki kelimeler, hayatın bana sunduğu tek oyuncak ve tek sığınak olmuş. Kimi zaman en büyük sırdaşım, kimi zaman en masum yaram; biraz da dünyaya gelen noterden imzalı bir itiraz dilekçem gibi… Yani kısacası, edebiyat benim hem hayata borcum hem de ondan tatlı tatlı intikam alma yolum.

Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

Yazmak benim için nefes almak gibi; farkında olmadan yaptığım, ama yapmadığımda içimde biriken tüm kelimelerin beni boğduğu bir eylem. Kimi zaman kendime yazdığım bir mektup, kimi zaman da hayata çektiğim ince bir hesap fişi… Aslında yazmak, hem dünyayı anlamaya çalıştığım hem de ona kendi alt yazımı eklediğim bir uğraş.

Şiir kendine özgülüğüyle diğer türlerden ayrışıyor haliyle. Şiir yazmak nasıl bir duygu peki?

Şiir yazmak, bazen avucunda kar tanesi tutmak gibi; erimesin diye sımsıkı sarıldığında bile kayıp gideceğini bilirsin. Bazen de cebinde gizli gizli taşıdığın, kimseye okutmaya kıyamadığın bir mektup gibi… İçinde hem çocukça bir sevinç, hem yetişkinliğin yorgunluğu, hem de kelimelerle dünya kurmanın hafif deliliği vardır. Bir mısra bazen bütün ömrünü anlatır, bazen de ömrün, o tek mısrayı bulmak için geçer.

İlhamınızı nereden alıyorsunuz?

Yazarken ilhamımı genellikle hayatın tam ortasından, kahve kokusunun ve uykusuzluğun buluştuğu o garip anlardan alıyorum. Bazen bir sokak lambasının altında unutulmuş bir gölge, bazen de komşunun sabah kahkahası… Hayat, en absürt senaryoları bedava sunuyor; ben de onları topluyorum, kelimelere dönüştürüyorum. Yani ilham dediğin, biraz da evrenin şakacı ruhuyla sohbet etmek gibi!

Uğultulu Hayallerin Peşindeki Çocuk – İmkansız Aşk ve Düşünüyorum, O Halde Yanlış Anladım kitaplarınız çıktı. Hayırlı olsun. Biraz içeriklerinden bahsedebilir misiniz?

Hayallerin uğultusunda koşan bir çocuk var; imkansız bir aşka tutunmaya çalışıyor. Duygular şiir gibi dalgalanırken, ben de düşüncelerimin içinde kaybolup duruyorum. Ama ne yapsam, “Düşünüyorum, o halde yanlış anladım” diyorum çünkü hayat bazen felsefi bir absürt komedi sahnesinden farksız!

İnsanlar bu kitapları neden okusunlar?

Uğultu Hayallerin Peşindeki Çocuk – İmkânsız Aşk’, dizelerde saklı kalan o nağmeli hüzün; düşlerin susup, kalbin fısıldadığı şiirsel bir ağıt gibi. Öte yanda ‘Düşünüyorum, O Hâlde Yanlış Anladım’ var; felsefenin şapkasını ters takıp absürtlüğün kucağına atlayan, kafanızı karıştırırken kahkaha attıran bir zihin jimnastiği. Yani biri ruhunuzu okşuyor, diğeri beyninizi şakaya yatırıyor. Sonuçta, hayat ne ki? Bazen şiirle ağlar, bazen saçma sapan gülersiniz.

Eklemek istedikleriniz var mı?

Yüzünüzde bir nebze olsa da gulucuklere vesile olduysam ne mutlu bana.

https://www.instagram.com/c.arzusurmen

https://www.kitapmuptelasi.com.tr/arzu-candan-surmen

*Bu röportaj dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin