
Bu bayram yine çocukları çok mutlu edecek bir etkinliğin hazırlığı içindesiniz. Detaylarını paylaşmak ister misiniz?
Son on yıldır eşim Ayşe Ünsal ile birlikte bayramlarda çeşitli aktiviteler yapıyoruz. İlk yıllarda “Kitap Bayramı” adını verdiğimiz bir çalışma yapıyorduk. Çocuk kitaplarını şeker, elle yazdığımız küçük notlar ve birkaç liralık harçlıklar ile paketliyorduk ve bayramda sokakta gördüğümüz, evimize ziyarete gelen ya da bizim ziyaret ettiğimiz evlerdeki çocuklara hediye ediyorduk. İlk uygulamamızdan sonra farklı şehirlerdeki arkadaşlarımız da bizimle birlikte bu çalışmayı yapmaya başladılar.
Bu yıl Ramazan Bayramı’nda toplam 1000 çocuğa kitap ve oyuncak hediye ettiğimiz farklı bir projeyi hayata geçirdik. Yine “Kitap Bayramı” adını verdiğimiz bu etkinlikte, Erciş’te kuruluşuna öncülük ettiğimiz ve babamız tarafından işletilen Hayal Kitabevi’nin Instagram hesabı üzerinden bir araya geldik ve korona günlerinde sırayla kitabevine giderek paketleme yaptık. Oyuncakların tamamı daha önce farklı bir proje kapsamında toplanmıştı Abdullah Musab AYDIN adlı bir öğretmenimiz tarafından ve koronavirüs süreci nedeniyle teslim edilemeyince bizim projemize nasip oldu. Kitaplar ve paketlerin içerisine eklediğimiz 20 kg’dan fazla şeker ve yüzlerce atıştırmalık da yine kitabevimizin ve dostlarımızın destekleriyle toparlandı. Bayramda Erciş’te sokağa çıkma yasağı olduğu için gerekli izinleri aldık ve sekiz kişilik bir ekip ile ilçedeki dört farklı mahallede dağıtımı gerçekleştirdik. Çocuklar bayramda evlerinde kapalı kaldıkları için bu hediyelere çok sevindiler ve bu çalışmada gerek desteği, gerek emeği ile yer alan herkes için unutulmaz bir anı olarak kaldı.

Bu etkinlik esnasında çocuklar, “Kurban Bayramı’nda da et mi dağıtacaksınız?” demişlerdi. Bu bayram ne yapabiliriz diye düşünürken, aklımıza bayramlarda oynadığımız oyunlar geldi ve çocuklara nostaljik oyuncaklar başta olmak üzere, oyun oynayabilecekleri oyuncaklar hediye etme fikri geldi. Misket ve topaç başta olmak üzere pek çok oyuncak tedarik ettik. Yine Hayal Kitabevi sayfası üzerinden ve bizim yönetimimizde olan birkaç farklı Instagram hesabı üzerinden el birliğiyle toplam 1000’den fazla çocuğa ulaşabileceğimiz miktarda malzemeyi bir araya getirdik. Binlerce misket, yüzlerce topaç, uçurtmalar, toplar, atlama ipleri, tebeşirler, rüzgar gülleri, kitaplar ve daha neler neler var şu anda elimizde. Bunlar yine el birliğiyle paketlenecek ve bu kez ilçedeki köylerde bayram sabahı dağıtılacak inşallah.

Bir süreklilik halinde iyilik üretiyorsunuz. Bu iç motivasyonu nasıl diri tutuyorsunuz?
İddialı bir ifade bu. İnşallah öyle yapıyoruzdur, inşallah bunda muvaffak oluyoruzdur. Bizimkisi bu niyetle gerçekleştirilen bir çabadan ibaret. Güzellikler üretmek için niyet ediyor ve gayret gösteriyoruz. Bu tür gönüllü çalışmalarda, ufak huzursuzluklar insanın hevesini kaçırabiliyor. Ne var ki bizim çok fazla dostumuz var ve uzun yıllardır benzer bir çabanın içerisinde olduğumuz için bu dostlarımızla bir ailenin bireyleri gibi olduk. Bu “nitelikli ve organize kalabalık” iç motivasyonumuzu diri tutuyor.
Ayşe Ünsal’la birlikte hazırladığınız, içinde her gün için ayrı bir iyilik fikri olan İyilik Ajandası isimli bir kitabınız var. Ondan biraz bahseder misiniz?
İyilik Ajandası son on yıldır bizim uygulamakta olduğumuz ya da çevremizden görüp beğendiğimiz iyilik/sosyal sorumluluk fikirlerinin derlenmiş olduğu bir rehber kitap. 2017’nin ilk 7 ayında yüzlerce kişiyle birlikte aynı anda tüm fikirleri uyguladık. Sonraki süreçte de kitabı edinmiş olanlar fikirleri zaman zaman uyguluyorlar ve çok güzel işlere vesile oluyor. Bu isimde üretilmiş eserler var ama bu formatta, bu kadar çok fikir içeren bir çalışma ülkemizde de dünyada da yok. Farklı yaş ve gelir gruplarına, farklı ilgi alanlarına hitap edebildiği için hemen her kesimden insanın temin ederek bize geri dönüşlerde bulunduğu İyilik Ajandası, ayrıca Kızılay marifetiyle binlerce çocuğa da ulaştı. Çocuklara özel bir versiyonunu Kızılay için hazırladık ve Kızılay binlerce çocuğa dağıttı bu kitabı.

Hayal Bilgisi adlı bir de dergi çıkarıyorsunuz. Dijitalin bu kadar öne çıktığı bir dönemde sizi basılı yayın çıkarmaya ikna eden duygu ne?
Hayal Bilgisi eşimle tanışmamıza vesile oldu. Bu yüzden çok kıymetli. Kelimenin tam anlamıyla bir aile bireyi gibi. Bu yüzden, zaman zaman farklı nedenlerle kapatma noktasına gelsek de, henüz buna cesaret edemedik. İmkanlar el verdikçe inşallah Hayal Bilgisi yoluna devam edecek.
Bir de Hayal Kitabevi’niz var şimdi bildiğim kadarıyla. Aslında birçok insanın hayalini kurduğu işlerle uğraşıyorsunuz. Hayal kurup da bu hayalini gerçekleştirmek için çalışmayıp bahane üretenlere neler söylemek istersiniz?
İlk kez 2011’de, Hayal Bilgisi dergisinin ilk sayılarını çıkardığım dönemde, henüz bir yıllık bir öğretmen bile değilken Hayal Kitabevi adlı bir mekan açtım. Burası derginin yuvası oldu. Aynı zamanda binlerce kitap da kütüphane mantığıyla dileyenlerin hizmetine sunulmuştu. Kısa süre sonra deprem olunca bu mekan kapandı. Ardından 2016 ve 2017’de açık kalan İyilik Atölyesi’ni açtık. Bu mekan, bizim haftada bir ya da iki kez açtığımız ve dostlarımızla vakit geçirdiğimiz bir dost meclisiydi. Gerçek anlamda bir kitapçı açmayı ömrüm boyunca hayal ettim. Ne var ki kira giderleri ve öteki masraflar gözümü korkutuyordu. 2019’un ortalarında kardeşim Levent ALBAYRAK ile bir yer bulduk ve aynı hevesi paylaştık. Babamız da işletmeciliğini yapmayı kabul edince, işe başladık. Son bir yıldır boş zamanımızın büyük bölümünü buraya harcıyoruz. Koronavirüs nedeniyle malum oldukça fazla boş zamanımız da olunca, Hayal Kitabevi şehrin kültür sanat merkezi haline geldi desek yeridir. Elbette pek çok hayalimizi gerçekleştiremiyoruz biz de. Ama gerçekleşen bir hayali olunca insanın, bütün varlığıyla onu en iyi şekilde yaşamak için elinden geleni yapmalı. Bizim yaptığımız da budur.

Görüyorum ki dünyanın daha güzel bir yer haline gelmesi için çalışıyorsunuz. Peki sizce dünyanın gerçekten daha güzel bir yer haline gelmesi mümkün mü?
Buna cevap vermek çok zor. İnsan ömrü bu tür değişiklikleri ayırt edebilecek kadar uzun değil. Biz gayret edeceğiz. Kıyametin kopmakta olduğunu görsek bile elimizdeki ağacı dikeceğiz. Gerisi Allah’a kalmış.
Bu sohbetimize ortak olanların yapabileceği bir iyilik fikrini bizimle paylaşır mısınız?
Herkes yaşadığı şehirde bağımsız bir kitabevini ziyaret ederek bir kitap alsın. Pazarlık etmeden : )
Bize iyiye, güzele, umuda, maviye dair bir şeyler söyler misiniz? Söz olur, şiir olur, hikaye olur, hisse alacağımız kıssa olur..
Bu videoyu izleyen kişinin hayatının değişmemesi mümkün değil.
https://www.youtube.com/watch?v=Xh-9zXIzBoA&t=132s
Videoyu izleme imkanı olmayanlar için özetleyeyim: Aydın Karakimseli, yıllar önce başından geçen bir olayı anlatmıştı bir söyleşide. Aydın Bey, el çantasını bir yerde unutuyor. İçinde bin dolardan biraz fazla bir para var. Kadının biri buluyor çantayı. Aydın Beye doğru koşup çantayı vermek istiyor ama kocası engel oluyor. Kötü alışkanlıkları olan adam bu parayı harcıyor, sonrasında da zaten hapse giriyor. Bu kadın, içinde kimlik ve ufak tefek birkaç şey olan çantayı saklıyor. On yıldan uzun bir süre boyunca temizlik yaparak, el işi bir şeyler yapıp satarak para biriktiriyor. Kuyumcuya giderek dolarları işaret ediyor ve “bundan istiyorum” diyor. Onca zaman sonra parayı denkleştiriyor ve kimliği bir yakınına vererek araştırmasını istiyor, sonunda Aydın Beye ulaşıyor. Aydın Beyi evlerine davet ediyor ve çantasını, içinde parayla birlikte kendisine teslim ediyorlar. Aydın Bey o kadını anlatırken, kendisini o kadın karşısında çok küçük hissettiğini, pek çoğumuzun cennette o kadının yanından bile geçemeyeceğimizi söylüyordu.
*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.