Psikolog Ceren Öztürk ile Sohbet

Scroll down to content

Neden psikoloji?

Herkesin bu hayatta çokça ilgi duyduğu alanlar vardır. Benimkisi de psikoloji. Çünkü insan davranışı denen şey ve psikolojinin bu denli fizyolojik etkileri olması ve hayatımızı bu denli etkiliyor olması benim hep ilgimi çekmiştir. Çocukluğumdan beri insan davranışı ve psikolojisinin hayat etkilerinin büyüklüğü konusunda düşünen biriyim. Bu yüzden insan davranışı biliminin içine dalmak ve insan psikolojisini daha çok öğrenmek istedim. Aynı zamanda da bu bildiklerimle insanların hayatına temas etmek, elimden geldiğince onlara yardımcı olmak istedim. İşte bu sebeplerden dolayı Psikoloji alanını seçtim.

Siz de birçok meslektaşınız gibi ‘Psikoloji açıköğretim olamaz.” diyen taraftasınız. Psikoloji neden açıköğretim olamaz?

Psikoloji birçok deneyin aktarıldığı, öğrencilerin birçok deneye katılım yaptığı, deneyler ve olgular üzerine hocalarla öğrencilerin tartıştığı uygulamalı bir eğitime sahip bir bölüm. Hocaların deneyleri anlatması, bazı deneyleri sınıfta uygulaması, hocalarla tartışma ortamı olmadan yalnızca uzaktan kitapla çalışarak anlaşılabilecek bir bilim değil. Uygulama ve anlama gerekiyor. Üstelik Psikoloji insanla, insanın ruh sağlığıyla ilgili bir bölüm. Hal böyleyken, insanların ruh sağlığı açıköğretimden öğrenilemez.

Gökyüzünü çok sevdiğinizi biliyorum. Sizin için ne anlam ifade ediyor?

Öncelikle gökyüzü sevdamın biliniyor olmasına çok sevindim, çok teşekkür ederim. Gökyüzü benim için birçok anlam ifade ediyor. Eğer hepsini tek bir cümlede toplamam gerekirse; umudu, sevdayı, Allah’ın varlığını, gücü, huzuru ifade ediyor. Gökyüzüne baktığımda göğsümde bir umut ve sevda yükseliyor. Huzur buluyor ve rahatlıyorum. Nefes aldırıyor. Her gün çok güzel olan gökyüzü bazı günler o kadar güzel oluyor ki gözlerimi ondan alamıyorum. Gökyüzüne aşığım denilebilir.

Teoman Güzel Bir Gün şarkısında ‘her şey yalnızlıktan’ diyor hani. Biz de ‘yalnızlık da çocukluktan’ diyebilir miyiz?

Freud’un öncülük ettiği Psikodinamik yaklaşıma göre evet diyebiliriz. Ben de Psikodinamik yaklaşıma yakın hissettiğim için kendimi, benim fikrimi sorarsanız, yine evet diyebiliriz. Çocukluk yaşantısı tüm hayatımızı etkileyen önemli yaşam periyodlarından biri. Çocuklukta bakım verenimiz sıkça değiştiyse, ya da anne babamızdan ya da bize bakan kimse o kişiden yeterli bakımı, ilgiyi ve şefkati alamadıysak bu bizi temel bir yalnızlık duygusuna itebilir. Bunun yanında çocuğun büyürken yaşıtlarıyla görüşmesi de aynı derecede önemli bir faktör. Yaşıtlarıyla olan ilişkisi eksik olan çocuk da kendini yalnız hissedebilir ve çocukluktaki bu yalnızlık hissi tüm hayata yayılabilir. Çocuğun yalnız hissetmemesi için önce kendisinin yanında olmayı, kendisini sevmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Anne ve babadan bunu öğrenemezse yalnızlık hissi çocuğa ve çocuğun yaşamına hakim olabilir fakat bu aşılamayacak bir durum değildir.

Fight Club filminin kült repliği “Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık. Bizim savaşımız ruhani savaş. Ve bunalımımız kendi hayatlarımız.”dı. Şimdi koronavirüsle beraber 2020 yılında bu kült replik de bir anlamda geçerliliğini yitirmiş oldu. Artık nur topu gibi bir buhranımız var. Nasıl başa çıkacağız?

Soruyu okurken ben de bu kült repliğin yerini Koronavirüs’e bıraktığını düşündüm. Artık gerçekten de bir buhranımız var. Koronavirüs kaygısıyla baş etmek bazı zamanlar hepimizi zorluyor. Sağlığımızı ve sevdiklerimizin sağlığını tehdit eden bir virüs. Bu hepimizde kaygı seviyesini arttırdı. Bu kaygı seviyesini azaltmak için kendi korkulu düşüncelerimizi rasyonalize etmemiz gerekiyor. Beynimiz “Ya Korona olursam” dediğinde bunun gerçekleşme şansının bilimsel olarak ne kadar olduğunu bulunduğumuz ortama ve duruma göre en gerçekçi şekilde çıkarmamız gerekiyor. Bu bizi rahatlatacaktır. Evet gerçekleşme ihtimali hepimiz için var. Fakat gerçekleşmeme ihtimali de var. Bu ihtimali aldığımız tedbirlerle güçlendirip o ihtimale yaslanmalıyız. Elimizden gelen tüm tedbirleri alıp kendimize şunu söylemeliyiz: “Dikkat ediyorum. Oldukça dikkatliyim ve bu dikkatim bana bulaşma ihtimalini azaltıyor.” Bunu söylemek bizleri rahatlatacaktır. Üstelik şunu da hatırlatmakta fayda var, bu bir gün illa ki bitecek. Yani bu salgının bir sonu var. Bu geçecek. Kendimize bunu sık sık hatırlatmalıyız. Bunun yanında kendimizi rahatlatacak başka aktiviteler de yapmalıyız, hobilerimizle ilgilenmeli, spor yapmalı, sağlıklı beslenmeliyiz. Bunlar hem ruh hem de beden sağlığımıza iyi gelecektir.

Gökyüzünü sevdiğiniz kadar kelimelere de aşık olduğunuzu biliyorum. Yazılar yazıyor, bir dergide editörlük yapıyorsunuz. Yazıyla kurduğunuz ilişkiyi anlatmanızı istesem neler söylersiniz?

Bu dünyada her insan derdini ve dünyaya dair dertlendiği şeyleri bir şekilde anlatır. Kimi mimikleriyle, kimi konuşmalarıyla, kimi resimleriyle, kimi müziğiyle, kimi kelimeleriyle ve daha bir sürü şekilde. Benim derdimi anlatma ve dermanımı bulma yöntemimse kelimelerden geçiyor. Çok küçük yaşlardan beri yazıyorum. Küçüklüğümden beri yazdıkça kendimi ve içimde saklı olan derdi buldum. Yazdıkça o derdi halletmişim ya da dünyayı daha iyi bir yer yapmışım ya da insanların kalplerini kazanmışım gibi hissettim. En azından bir katkım olmuş gibi yani. Benim yazıyla kurduğum ilişki gönülden, duygusal bir ilişki. Yazıyla aramızdaki ilişkiyi bu şekilde anlatabilirim.

Sosyal medyayı da aktif kullanıyorsunuz. Instagram hesabınız ve Youtube kanalınız için içerikler üretiyorsunuz. Dijitalleşen dünya hakkında neler düşünüyorsunuz, yaygınlaşan bir yöntem olan online terapi yapma gibi düşünceleriniz var mı?

Dijitalleşme nasıl kullandığımıza bağlı olarak bizler için iyi bir şey de olabilir kötü bir şey de. Eğer yalnızca vakit öldürmek için kullandığımız bir şeyse bu bize çeşitli şeyler kaybettirecektir. Fakat biz dijital ortamlardan faydalı bilgilere ulaşıyor, bir şeyler üretiyorsak bunun bizlere kaybettirmeyeceğini aksine kazandıracağını düşünüyorum. Tabii ki boş vakit harcadığımız bir yer de olacak her anımızı dolu dolu yaşayamayız. Fakat hayatımıza baktığımızda genel anlamda fayda vermeyecek şekilde kullanıyorsak, genel olarak vakit öldürüyorsak burada kendimize bir dur dememiz gerekiyor. Ben klinik psikolog olmadığım için henüz terapi yapamıyorum fakat Aile Danışmanı olduğum için danışmanlık hizmeti veriyorum. Ve bunu zaten şu an pandemiden dolayı online veriyorum. Danışmanlık hizmeti almak isteyenler psk.cerenozturk@gmail.com adresine mail atabilirler.

Mesleğinizle ilgili ya da başka bir anlamda hedefleriniz, hayalleriniz var mı?

​Mesleğimle ilgili de edebi olarak da hayallerim, hedeflerim var. Yüksek lisansımı tamamlamak, klinik psikolog olmak, psikolojiye birçok şey katmak, iyi bir klinik psikolog olmak, seminerler vermek, iyi bir yazar olmak istiyorum. Bunun yanında da her daim kendimi geliştirmeyi istiyorum. 

Dünyadan umutlu musunuz?

Umut olmazsa yaşam olmaz demişler. Umutluyum. Çünkü dünyanın da umutla ve iyilikle döndüğünü düşünüyorum. Kötü şeyler hep olacak fakat önemli olan iyi şeyleri görebilmek ve iyi şeylerin sayısını arttırmak.

https://instagram.com/psk.cerenozturk

*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılabilir.

Bir Cevap Yazın

dostsohbeti.com "Türkiye'nin Röportaj Sitesi" sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin