
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ismim Aleksandar Antimov. 30 yaşındayım. Belçika Brüksel’de ikamet ediyorum. Profesyonel olarak yaşam koçluğu, evlilik ve ilişki danışmanlığı yapıyorum. Eğitimlerimi Boğaziçi Kampüs’ten tamamlayıp profesyonel olarak koçluk ve danışmanlık yapmaya hak kazandım. Eğitim sırasında bu alanda usta ve profesyonel isimlerle birlikte çalıştım.
Sn. Aşkım Kapışmak, Sn. Filiz Kılıç, Sn. Doktor Serhan Doğan.
Neden yaşam koçluğu?
Bu eğitimlere katılmadan önce sürekli bir yerde tökezlediğimi görüyordum.
Hedeflerime, hayallerime birkaç adım kala her şey sil baştan oluyordu. Hayal kırıklığı yaşıyordum, günlerce kendimi odaya hapsedip hüngür hüngür ağlıyordum, neden olmuyor diye kendime kızıyordum.
Her şeye bu kadar yakınken aynı zamanda bir o kadar da uzağım diye kendimi resmen parçalıyordum. Psikolojik olarak kendimi yıpratıyordum. Ki psikolojik şiddet fiziksel şiddetten çok daha kötü ve hasar bırakıcıdır.
Sonra dedim ki bu iş ağlamakla olmaz. Hayalerimden vazgeçmek ise söz konusu dahi olamaz. Google üzerinden bir araştırma yaptım. Hedeflerime nasıl daha kolay, doğru ve güvenilir yoldan ulaşabilirim diye.
Karşıma yaşam koçları çıktı. Hatta ilk seferinde bayağı bir yargıladım ne oluyor şimdi bu insanlar hayatımıza girip neyi nasıl yapacağımızı mı söylecekler diye. Kafayı yemişler diye orada ön yargılı davrandım ve bayağı bir dalga geçtim ama hayat, kader işte nereden bilebilirdim ki o güldüğüm, ön yargılı davrandığım, inanmadığım insanlar gibi koç olacağımı. 😇😇😇 Ve hatta bu ön yargımı daha fazla yükselterek bir koça gitmeye karar verdim. Sırf onu daha fazla anlamak ve efendi efendi sen neyin kafasını yaşıyorsun diye hesap sormak için. Benim özgüvenime bakın tavan etmiş. İnternetten araştırdım ve kendi alanında çok ama çok uzman bir koç olan isme gitmeye karar verdim ve gittim. İyi ki de gitmişim. Sayın Hocam beni olağanüstü, hayatımda anne ve babamdan dahi görmediğim bir güler yüzle, sıcak kanlılığı ile karşıladı. İnanılmaz!
Hocanın bu durumunu görünce çok az derece de olsa geri vitese çektim. Hoca ‘kendini bana tanıtır mısın’ dediğinde ‘hayır, nikahına mı alacaksın’ dedim. Hoca şöyle bir çattı kasları ve gayet yumuşak ses tonu ile
‘Hayat bu! Hiç ummadığın anda ummadığın biriyle ummadığın bir şekilde karşılaşırsın’ dedi. Valla ozaman ne dediğini anlatmamıştım tek ummadığın kelimeden başka. 😁😁😁 Onunla konuşmaya başladım. Kendimi tanıttım. Ve neden burada olduğumu ona anlattım. Ama lakin öyle bir sorular sordu, bıkmadan usanmadan. Mahkemede hakimler bile sormazlar bu kadar çok soru. Bana hedeflerimi daha düzgün belirlettikten sonra hedeflerime en kolay, en güvenilir yoldan ulaşmama sorduğu sorularla beyin fırtınası yaşatarak iç dünyama yolculuk yapmama vesile oldu. Çok kısa yani 5-6 seans içinde bir baktım o üzüldüğüm, kendimi odalara kapattığım, isyan ettiğim hayalime ulaşıverdim. Değerli hocam ve meslektaşım sayesinde. Sonra bu mesleği yapmak, insanların benimki gibi ön yargılarını kırıp hayallerine ulaşmalarına vesile olmak istediğimden dolayı
bu kutsal mesleği yapmaya farz ettim kendime ve oldu oldu oldu. Ve öyle de oldu. Bin şükür…
Yaşam koçu ne yapar?
Yaşam koçu danışanların var olan potansiyellerini ortaya çıkarmak, onlara güçlü sorularla farkındalık yaratmak, beyin fırtınası yaşatarak hayallerine en kısa zamanda en güvenilir yoldan ulaşmalarına,
iç dünyasında yolculuk yapmasını sağlayan kişiye Yaşam Koçu denir. Ayrıca yaşam koçu seni dinler, seni anlar.
Herkesin bir yaşam koçu olmalı mı?
Hayatımızda biz istesek de istemesek de bizim birer kötü yaşam koçumuz var. Bunlar da ya içimizdeki tedirginlik, olumsuz düşüncelerimiz, negatif enerjimiz, bizim iylimizi düşünen, farkında olmadan daha fazla hedeflerimizden uzaklaşmamıza neden olup hevesimizi kıran çok değerli ebeveynlerimiz (sabotelerimiz) veya arkadaşlarımız… Eğer az önce de dediğim gibi hedeflerinize ulaşmak isterseniz, önce kendinizi, etrafınızdaki insanları anlamak isterseniz mutlaka bir yaşam koçuna gitmelisiniz.
Çalışma sisteminiz nasıl işliyor?
Çalışma sistemimiz önce danışanı anlayıp nerede tökezlediğini, asıl hedeflerinin neler oldugunu bulup en hızlı ve güvenilir şekilde olumlu sonuçlar alıp hedeflerine ulaşmalarının verdigi mutluluğu izlemektir. Duruma ve hedefe bağlı 7 maksimum 8 seansta ulaşmış oluruz olumlu sonuçlara.

Son zamanlarda en çok size danışılan problem ne?
Pandemiden kaynaklı psikoloji ve iflas sorunları ile çok karşılaştım. Özellikle beyler tarafından psikolojik bir çöküş seyrettik ama toparlanip kaldıkları yerden yükselterek ilerledik çok şükür… Maalesef dünya bir pandemiyle savaşıyor ve hala savaşmaktayız. İnşallah en kısa zamanda atlatırız ki atlatacağımıza eminim eger herkes sosyal mesafesini korur ve aşısını olursa.
Evlilik ve ilişki danışmanlığı da yapıyorsunuz. İlişkiler özelinde en çok karşılaştığınız sorunlar neler peki?
İlişkiler özelinde çiftler kendilerini pek tanımıyorlar ama tanıdıklarını zannediyorlar. Oysa ki hiç farkında olmadan ilişkilerin bitmesine sebep olabilecek mahşerin dört atlısını birbirlerine yaşatıyorlar.. Onlar da şöyledir.
1-Aşağılama
2-Eleştiri
3- Sürekli savunma halinde olma
4- Duvar örme
Bunlar yaşandığı zaman ilişkilerin üzerine birer Fatiha okuyup Amin demek düşer.
Bir hikaye ile özetlemek gerekirse
Çiçek ile Suyun hikayesini size anlatayım.
Günün birinde bir Çiçekle Su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.Gel zaman, git zaman Çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, Su’ya âşık olmuştur.
İlk kez aşık olan Çiçek, etrafa enfes kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey Su” diye… Öyle zaman gelir ki, artık Su da içinde Çiçek’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Zanneder ki, Çiçek’e âşıktır ama Su da ilk defa âşık oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalar ve Çiçek acaba “Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü Su, pek ilgilenmez, o konularla… Oysa Çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Su’ya “Seni seviyorum” der.
Su, “Ben de seni seviyorum” diye cevap verir. Aradan zaman geçer ve Çiçek yine “Seni seviyorum” der. Su, da “Ben de” der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler…
Artık öyle bir duruma gelir ki, koku saçamaz olur etrafa ve bir daha “Seni seviyorum.” der. Su da “Kaç defa söyledim ya.. Ben de seni seviyorum.” der. Gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmış, rengi solmuş, sararmıştır. Yataklardadır artık Çiçek. Su da başında bekler Çiçek’in, yardımcı olmak için sevdiğine… Çiçek ölümcül halde son kez zorlukla başını döndürerek “Seni ben, gerçekten seviyorum” der. Çok hüzünlenir Su.. Son çare olarak bir doktor çağırır.
Doktor gelir ve “Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden bir şey gelmez ” der. Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalığı ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar ve der ki: “Çiçeğin bir hastalığı yok dostum… Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü ondan..” Anlamıştır artık Su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum” demenin yetmediğini..
Dünyadan umutlu musunuz?
Dünyadan önce insanlardan daha çok umutluyum. İnsanların daha iyi olacaklarına kalpten inanıyorum çünkü herkes iyidir sadece bunu görmeleri, hissetmeleri lazım. Ön yargılı davranmamaları gerekir. Ne Demiş Hz. Mevlana “Nasıl hissedersen öyledir. Dünya mutluyken cennet mutsuzken cehennemdir.” Siz hep Cenneti yaşayın ve yaşatın.
Bundan sonrası için neler hayal ediyorsunuz, hedefleriniz var mı?
Bundan sonrasını Rabbim gösterir ama hayalimdeki olan hedef insanların hayatlarını daha fazla kolaylaştırmak ve onları daha iyi yerlere, kendi potansiyellerine getirmek. Hayat sevdikçe, sevildikçe daha güzeldir. Sevdiğiniz kadar sevilmeniz dileğiyle…
antimov56@gmail.com
https://www.instagram.com/coching_live_word_page_oflc
*Bu söyleşi dostsohbeti.com için Emre Çakır tarafından yapılmıştır. Sadece kaynak belirtilerek belirli bir kısmı alıntılanabilir.